İran Savaşı neden bitirilmiyor?
Aslında devletler arasında hiçbir zaman tam bir uyum olduğunu söylemek güçtür. Aralarındaki mücadele yoğunluğu farklı derecelerde sürer. Her ne kadar kamuoyuna yansıması zaman zaman kesintiye uğrasa da, arka planda rekabet ve güç mücadelesi kesintisiz devam eder. Bugün İran merkezli gerilimler de tam da bu gerçeğin bir yansımasıdır. Savaşın bitmemesi, basit bir barış isteksizliği meselesi değildir. Barış denkleminin yeniden kurulması için gerekli değişkenler henüz yeni dengelerine kavuşmadı. Bu çatışmayı yalnızca yerel veya bölgesel okumak, her iki tarafın kendi içinde tutarsız görünen açıklamalarını ve manevralarını anlamayı imkânsız kılar. Zaten savaşın esas aktörü olan ABD bölgeden olmadığı gibi küresel bir güçtür. Diğer aktör olan İran ise her ne kadar etken gibi gösterilse de savaşın ilk bir iki haftasından itibaren edilgenliğe evrilmiştir.
Büyük resimde Grönland, Ukrayna ve Avrupa Birliği yer alır. AB’yi de özellikle Almanya ve Fransa ekseninde okumak daha isabetlidir. Rusya-Ukrayna savaşıyla zaten derin bir enerji dar boğazına giren Avrupa, İran savaşının sürmesiyle birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapalı ya da ciddi şekilde kısıtlı kalması durumunda enerji kriziyle daha da köşeye sıkıştı. Petrol ve doğalgaz akışındaki her kesinti, Avrupa sanayisini vurmakta, enflasyonu tetiklemekte ve halklarda savaş yorgunluğunu artırmaktadır. Bu durum, Washington’un elini güçlendiriyor desek, yanılmayız. Savaşın kontrollü bir şekilde uzatılması, AB’yi belirli tavizler vermeye zorlayan bir kaldıraç görevi görmektedir. Ukrayna’da Rusya’ya karşı daha fazla taviz verilmesi, Grönland konusunda ABD’nin stratejik taleplerine yeşil ışık yakılması ve Avrupa ordusunun şekillenmesinde Washington’un belirleyici rolünün kabul edilmesi…
Grönland, jeostratejik önemi hızla artan........
