menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şimdi sıra demokratik sendikacılıkta

54 0
22.07.2026

Bugüne kadar 1961 anayasasının getirdiği demokratik ve özgür ortamı Türkiye 1972 ye kadar, on yıl yaşayabildi. Sonrası müdahale teşebbüsleri, sağ-sol çatışması, 1980 darbesi demokrasiyi zedeledi.

1994’te Özal yasalarda yer alan ön seçim şartını kaldırdı ve aday tespitini partilerin inisiyatifine bıraktı.

Parti içi demokrasi kalktı. 2002 sonrası bir süre idare ettik. Ancak sonrası kötü geldi. Fetö olayları, O-HAL uygulamaları ve otokrat başkanlık sistemi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü zayıflattı.

Dünyada demokrasi ve hukuk endeksi yapan tüm kurum ve kuruşlar Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları olarak özgür olmayan statüye geçtiğini açıkladı.

Aynen Mülkiyet gibi, hak arama, özgürlük insanların genetiğinde var. Siyasette bu süreç başladı. Toplum bilinci arttı. Yeni siyasi örgütlenmeye gidilmesi ve Kayyum Kılıçdaroğlu’na tepkilerden bu durum çok daha net olarak anlaşılıyor.

Şimdi işçilerin de haklarını aramaları için sendikacılığın gelişmesi gerekiyor. Zira Sendikacılık demokrasinin en belirgin göstergesidir.

Rahmetli Ecevit Çalışma bakanlığı döneminde;

1963 yılında, 274 ve 275 Sayılı Kanunlar ile Sendikaların kurulmasını güvence altına aldı ve işçilere grevli, toplu sözleşmeli sendikacılık hakkını yasal bir zemine oturttu.

Demokratik Sendikacılık: Sendikaların bağımsız birer sivil toplum kuruluşu ve işçi hakkı savunucusu olarak örgütlenmesini........

© Yeniçağ