menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En büyük insanlık suçu: Köle ticareti

88 0
29.03.2026

BM Genel Kurulu, Gana Cumhuriyetinin verdiği önerge Birleşmiş Milletler genel kurulu “köle ticareti insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçtur” kararı aldı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 123 üye devlet kabul oyu ve İngiltere ve Avrupa’nın içinde bulunduğu 53 üye çekimser oy verdi. ABD, Arjantin ve İsrail karşı oy verdi.

Kölelik insanlığın toplu yaşamaya başlaması ile başlamıştır.

Sümer kanunlarına göre savaş esirleri köle yapılıyordu. Köleler her yerde ve en ağır işlerde çalıştırılıyordu. Köle emeğinden yararlanarak görkemli şehirler, büyük saraylar inşa ettiler.

Kölelik eski Mısır'da ve Yakın Doğu'da da vardı. Kölelerin bir mal olarak alınıp satılması, Eski Yunan’dan başlar. Atina ve Roma’da kölelerin vatandaşlık hakları yoktu. Kölelik yalnızca emeğinden yararlanılan mal gibi alınıp satılıyorlardı. Eski Yunan’da ve Roma’da köleliği düzenleyen mevzuat mevcut idi.

Köleliğin daha geniş bir ticari faaliyet olarak yaygınlaşması, Orta Çağa girerken Avrupa ülkeleri eliyle başladı. Ne yazık ki, insanlık tarihinin yüz karası olan kölelik müessesi, aynı zamanda Avrupa’nın sermaye oluşumunda bir mal olarak kullanılmıştır. Bazı banka ve sigorta kuruluşları ilk sermayelerini köle ticaretiyle yaptılar.

Sekizinci yüzyıldan başlayarak 13. yüzyıla kadar Almanya’da da Slav köleler, tarımda kullanıldı. Orta Çağ Avrupa’sında selfler kölelerin yerini aldı. Topraklara bağlı olan selfler toprakla birlikte alınıp satılırlardı.

Afrika’nın sömürgeleştirilmesi, 1444 yılında köle ticareti ile başlamış ve 19. yüzyıla kadar sürmüştür. Atlantik köle ticareti veya Trans-Atlantik köle ticareti adıyla tarihe geçmiştir. Afrikalı köleler Avrupalılar tarafından baskın yoluyla ve kaçırılarak esir ediliyordu. Ayrıca Afrikalı köle satıcılarından alınıyordu. Batı ve Orta Afrika’dan 15 milyon insan gemilerle Amerika’ya taşındı, bunların 2 milyonu yolda öldü.

Afrika’nın köleleştirilmesi ile köle ticaretinden gelir sağlayan ülkeler, Portekiz, İspanya, Fransa, İngiltere, İskoçya, Almanya, Danimarka ve Hollanda olmuştur. Zamanla köle ticaretinde İngiltere daha öne çıkmıştır. O kadar ki, 17. yüzyılda Liverpool’dan kalkan her dört gemiden biri köle ticareti yapan bir gemi idi. (İnsan ve Evren)

Eğer dinler köleliğe izin vermeseydi, kölelik bu kadar insanlığın canını yakmazdı.

Peygamberlerden önce de; Hz Musa'nın yaşadığı Mısır ve Kenan toprakları, Hz. İsa’nın yaşadığı Filistin, Hz. Muhammed’in yaşadığı Arabistan'da kölelik vardı ve toplum bunu yadırgamıyordu. Bunun içinde kölelik müessesi Musevi, Hıristiyan ve İslam dinlerine aynı şekilde geçmiştir.

Tanrı kavramı ile insanları mal gibi kabul eden kölelik müessesesi arasında bir ilgi kurmak, tanrının yüceliği ile elbette bağdaşmaz. Dolayısıyla kutsal kitaplardaki kölelik anlayışı çevredeki anlayış ve geleneklerle sınırlı bir anlayıştır.

“İbranice köle anlamına gelen eved sözcüğü, la’avod (Çalışmak) fiilinden türemiştir. Eved’in işçiden farkı şunlardır: Yaptığı iş için gündelik ya da maaş almaz; efendisinin evinin bir üyesidir ve efendisi, eved’in üzerinde ataerkil bir güce sahiptir (Örneğin kölesi için bir eş seçebilir ve kölenin olduğu gibi, onun için seçtiği eşin de sahibidir.)”

İncil de köleliği mubah görmüştür. İncil’de bazı risalelerde köleliğe dair anlayışlar yer alır. Söz gelimi; "kölelerin efendilerine yalnızca nazik ve makul olanlara değil, sert olanlara da saygı ile itaat etmeleri" gerektiği yönünde nasihatler verilmektedir (1. Pet. 2:18). Efendilerine koşulsuz sevgi gösteren kölelerin, bu davranışlarıyla Tanrı’nın ve Hıristiyanlığın öğretilerine gölge düşmesini engelleyecekleri belirtilmektedir (1.Tim. 6:1). Aslına bakılırsa, efendilerine hizmet etmek köleler için ahlaki bir yükümlülüktü. Efendilerine, yalnızca onlar izlediği sırada değil, tüm içtenlikleriyle, Tanrı’nın takdirini kalplerinde hissederek saygı göstermelidirler (Efs. 6:5- 6). Tartışmasız bir biçimde tam dürüstlük ve mutlak itaat gösteren köleler, Hıristiyan öğretisine itibar sağlayacaktır (Tit. 2:9-10).

1847’de Avrupalılar, Afrika’da köle ticaretini bırakmış, kölelik edinme yöntemleri sadece savaşa indirgenmiştir. 1882’de ise kölelikle ilgili uygulama kuralları tamamıyla kaldırılmıştır.

Kölelik İslam hukukunun da kabul ettiği bir statüdür. Ancak İslam’a göre, özgür doğan bir insan sonradan köleleştirilemezdi. Köleler savaşta veya başka şekilde esir alınan gayrimüslimler ya da köle ana ve babadan doğan çocuklardır. Bu köleler efendilerinin adına işlerini yürütebilir veya onun kızı ile evlenebilirdi. İslam hukukunda hür olmayan kadına cariye, erkeğe ise köle deniliyor. Bunların velayet, şahitlik ve mülk edinme hürriyetleri yoktur.

August Bebel, (1940-1913) Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) kurucusudur. Türkçeye çevrilen Die Mohammedanisch Arabische Kulturperiode (Hz. Muhammed - Arap Kültürü Dönemi) kitabında İncil’in kölelikten yana tavır koyduğunu yazıyor. Hazreti Muhammed’in, kölelerin kaderlerinin yumuşatılmasını ve kölelerin azat edilmesinden yana olduğunu belirtiyor. Hz. Muhammed’in "Doğru inanca sahip bir köleye özgürlüğünü bağışlayan kimse, Allah katında büyük bir sevap kazanır.” dediğini hatırlatıyor. Ne var ki sonrasında Arap Ülkeleri, köleliği işlerine ve çıkarlarına geldiği gibi kullanmıştır.

Öte yandan köleliği en son kaldıran ülkeler, İslam ülkeleridir. İslam ülkeleri içinde de köleliği ilk kaldıran ülke Osmanlı İmparatorluğu’dur.

Sultan Abdülmecid I tarafından 1847'de çıkarılan bir İmparatorluk fermanı veya fermanıydı. Bu ferman, Osmanlı başkenti İstanbul'daki halka açık köle pazarını kapattı.

Sultan Abdülmecid I tarafından 1847'de çıkarılan bir İmparatorluk fermanı halka açık köle pazarını kapattı . Ancak reform esasen kozmetik bir reformdu. İstanbul'daki köle pazarı sadece yabancıların görüş alanından uzaklaştırılarak kapalı bir yere taşındı ve artık bir halka açık köle pazarı yerine köle tüccarlarının özel evlerinde ve konutlarında gerçekleşiyordu. 1889 Kanunnamesiyle köle ticareti resmen yasaklandı.

Kölelik, diğer İslam ülkelerinde çok daha geç 1922 ile 1970 yılları arasında kaldırılmıştır. Suudi Arabistan ve Yemen’de 1962 yılında, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 1963 yılında, Umman’da ise 1970 yılında kaldırılmıştır.

Her vesile ile insan hakları konusunda hassas olduklarını söyleyen ABD ve Avrupa’nın köleliğin en büyük insanlık suçu olduğunu neden kabul etmedikleri şimdi çekimser veya karşı oy vermeleri ile daha iyi anlaşıldı.


© Yeniçağ