menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fetih yolcuları – II

3 0
05.06.2026

İnsanlık tarihi aslında bir yürüyüşün adıdır; fakat bu yürüyüş ne düz bir çizgidir ne de tek bir istikamete açılır. İçinde inişler vardır, çıkışlar vardır; aydınlıkla karanlığın birbirine değdiği eşikler, hak ile bâtılın birbirine temas ettiği derin kırılmalar vardır. Bu yüzden tarih sadece geçmişin anlatısı değil, insanın iç dünyasında hâlâ devam eden bir imtihanın adıdır. Çünkü hak ile bâtıl arasındaki mücadele yalnızca meydanlarda değil, insanın kendi kalbinde sürer ve fetih yolculuğu da tam burada başlar; şehir kapılarında değil, kalbin kapılarında…

İlk sahneye dönelim; insanlığın başlangıcına…

Aynı toprakta büyüyen iki kardeş, aynı gökyüzüne bakan iki insan, aynı başlangıcın içinden çıkan iki farklı yöneliş… Biri teslimiyetin sessizliğini taşır, diğeri nefsin karanlığını büyütür ve insanlık ilk defa şunu öğrenir: En büyük çatışma dışarıda değil, içeridedir. Hz. Âdem’in iki oğlu arasında yaşanan hadise, yalnızca bir kıssa değil, insanlığın değişmeyen hikâyesidir. Kur’ân’ın “Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini hakkıyla oku” hitabı, bu yüzden sadece bir anlatı değil, bir uyarıdır. Bir kardeş diğerine kıyar; fakat aslında yere düşen sadece bir beden değildir, insanlığın vicdanıdır. Çünkü bazen kan toprakta değil, kalpte akar. İşte fetih yolculuğu burada başlar: İnsan, kendi içindeki karanlığı yenebildiği ölçüde hakikate yaklaşır.

Sonra uzun ve derin bir sabır yürüyüşü başlar; Hz. Nuh sahneye çıkar. Yıllar geçer, çağrılar tekrarlanır, gece ve gündüz birbirine karışır ama hakikat değişmez. O çağırır, tekrar çağırır; fakat çoğu zaman cevap gelmez. Bir gemi inşa edilir, denizin olmadığı bir yerde, insanların aklının almadığı bir zamanda… İnsanlar güler, alay eder; o ise susar. Çünkü bazı hakikatler kalabalıkların anlayacağı bir hızda değil, sabrın diliyle inşa edilir. “Ben kavmimi gece gündüz davet ettim” ayeti, yalnız bir peygamberin değil, sabrın kendisinin ifadesidir. Gün gelir su yükselir, dengeler değişir; fakat asıl değişen şey yeryüzü değil, inkârın içten çöküşüdür. Çünkü fetih yolcusu bilir ki kurtuluş bedenin değil, kalbin........

© YeniBirlik