Borsa, rezervler, kur ve enflasyon: Yıl sonunda nereye gider?
Borsa, rezervler, kur ve enflasyon: Yıl sonunda nereye gider?
Türkiye’ye yabancı sermaye geri dönüyor; fakat henüz Türkiye’nin şirketlerine ve büyüme hikâyesine değil, yüksek faizine geliyor. Yılın geri kalanında rezervin, kurun, enflasyonun ve Borsa’nın kaderini para politikasından çok, enerji yollarındaki savaş belirleyebilir.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci yarısına girerken verdiği görüntü, ilk bakışta çelişkili görünüyor. Bir tarafta Merkez Bankası rezervlerinin önceki yıllara kıyasla daha güçlü bir düzeye ulaştığı, yabancı yatırımcıların yeniden Türk lirası cinsi varlıklara yöneldiği ve yıllık enflasyonun düşüş eğilimini koruduğu görülüyor. Diğer tarafta ise Borsa İstanbul’un bu olumlu gelişmelere yeterince güçlü tepki vermediğini, döviz kuru üzerindeki baskının tamamen ortadan kalkmadığını ve rezerv birikiminin hâlâ dış koşullara bağlı olduğunu görüyoruz.
Bu çelişkinin temelinde basit bir gerçek yatıyor: Türkiye’ye gelen yabancı sermaye şimdilik ülkenin uzun vadeli büyüme hikâyesini değil, yüksek faizini satın alıyor.
REZERV GÜÇLÜ FAKAT TAMAMI KULLANILABİLİR DÖVİZ DEĞİL
17 Temmuz haftasında Türkiye’nin resmî rezerv varlıkları 160,5 milyar dolar olarak açıklandı. Bunun 57,7 milyar doları döviz varlıklarından, 95,1 milyar doları altından, 7,7 milyar doları ise IMF rezerv pozisyonu ile özel çekme haklarından oluşuyor. Aynı tarihte kamu kesiminin kısa vadeli döviz yükümlülüklerinin 122,8 milyar dolara ulaşması ve Merkez Bankasının döviz swaplarından kaynaklanan net yükümlülüklerinin 16,6 milyar dolar olması, brüt rezerv rakamını ihtiyatla okumamız gerektiğini gösteriyor.
Rezervler kuşkusuz geçmişe göre daha güçlüdür; fakat 160,5 milyar doların tamamı serbestçe kullanılabilecek nakit döviz değildir. Üstelik rezervlerin 10 Temmuz’da 163,3 milyar dolara yükseldikten sonra bir haftada yüzde 1,7 gerilemesi, birikim sürecinin hâlâ dalgalı olduğunu ortaya koyuyor.
Rezerv birikiminin sürdürülebilmesi için Türkiye’nin cari işlemler açığını sınırlaması, enerji faturasını kontrol altında tutması ve yabancı sermaye girişinin devam etmesi gerekiyor. Bunlardan herhangi birinde ortaya çıkacak bozulma, Merkez Bankasının döviz alım kapasitesini azaltabileceği gibi, tersine döviz satmak zorunda kalmasına da yol açabilir.
YABANCI YATIRIMCI NE SATIN ALIYOR?
Yabancı yatırımcıların son bir aylık tercihi tabloyu daha açık biçimde ortaya koyuyor. 19 Haziran–17 Temmuz arasındaki beş haftada yabancılar yaklaşık 752 milyon dolarlık hisse senedi alırken, devlet iç borçlanma senetlerindeki kesin alımları 2,78 milyar dolara yaklaştı. Yani tahvil alımı, hisse senedi alımının yaklaşık dört katına ulaştı.
Aynı dönemde yabancıların hisse senedi portföyünün piyasa değeri 42,9 milyar dolardan 41,1 milyar dolara gerilerken, DİBS portföyü 15,1 milyar dolardan yaklaşık 17 milyar dolara yükseldi. Burada yabancının davranışı çok açıktır: Politik ve jeopolitik belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda uzun vadeli şirket riskini........
