Ruh ile beden arasında
Ruh ile beden arasında
İnsan kelimesi “üns” kökünden gelir ve bağlı olmak, bağlanmak anlamındadır. İnsan, bağlı olan, bağlanma ihtiyacı olan bir canlıdır. Bütün mesele, insanın “nereye” bağlı olduğu ve hayatının ağırlık merkezine neyi koyduğudur. Zira yaşamımızı bu ağırlık merkezinin gölgesinde devam ettiriyoruz.
İnsanın tüm hayatını, davranışlarını, tercihlerini, kararlarını, sevinç ve kederlerini belirleyen bu ana güç merkezleri, ağırlık merkezleri neler olabilir? Başta para olmak üzere maddi değerler, statü, şan-şeref, şöhret, bilimsel uğraş, inanç değerleri, ahlak, siyaset başlıca yaşamsal ağırlık merkezleridir. Tüm bu kavramlar tabi ki her birey için geçerli ve etkilidir ama bir iki tanesi kişiye özel olarak baskındır ve belirleyicidir. İşte bu baskın olan merkez, adeta kişinin yaşamının direksiyonuna yerleşir ve onu arzu ettiği yöne götürür.
Söz konusu ağırlık merkezleri kendi içinde maddi kökenli ve manevi (duygusal – sosyal) kökenli olmak üzere temel iki gruba ayrılabilir. Bir insan, hayatını ya maddi kaygıların, beklentilerin baskısı ve gölgesi altında ya da manevi (duygusal - sosyal) kökenli kaygıların, beklentilerin baskısı ve gölgesi altında yaşar. Dolayısıyla merkezinde maddenin yer aldığı bir yaşam ile merkezinde mananın yer aldığı yaşam olmak üzere iki farklı hayat biçiminden söz ediyoruz. Birinin kaynağı, insanın maddi varlığı, topraktan gelen bedeni, içgüdüleri, “ben”i;........
