menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korku ve konfor çağında emperyalist saldırı

3 0
monday

Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısı ve ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi bir dönemin sonu ve yeni bir tarihsel momente geçişin sembolüdür. Somut olarak II. Paylaşım Savaşı sonrası oluşmuş tüm burjuva hukuku ve düzenine ilişkin kurum, kuruluş ve parametreler ortadan kalmış durumda. Aslında bu sürecin kökleri Büyük Çöküşe, Yugoslavya’nın emperyalist parçalanışına, Irak ve 11 Eylül sonrası Afganistan işgaline dayanıyor. Fakat içine girdiğimiz süreç bütün bu adımlardan öte yeni bir zemini ve çıplak bir dünya düzensizliğini gösteriyor.

Emperyalist asalaklığın ve agresyonun en üst noktasına ulaştık. Çıplak bir uygarlık kriziyle karşı karşıyayız. Bir tarafta zenginler ve robotlar, diğer tarafta çöp nüfus olarak yoksullar, fakirler ve işçi sınıfı var. Burjuvazi alt sınıflardan açıkça nefret ediyor. Burjuvazi için onlar insan ve canlı kategorisinin dışında yer alan ve çalışmakla mükellef yaratıklar. Modern biyolojik ırkçılığın pratik yansımaları yerkürenin her alanında görülüyor. Dünyanın yoksulları, artık nüfus olarak algılanıyor ve ona göre muamele görüyor.

Filistin soykırımının büyük bir soğukkanlılıkla izlenmesi ve açık destek verilmesi, Sudan’da katliamların yok sayılması boşuna değil. Kapitalizmin tarihinin en yıkıcı dönemine giriyoruz. Son yarım yüzyılda neoliberal kapitalizmin yarattığı sosyo-ekonomik yapı, çürüme ve asalaklaşmanın kaçınılmaz sonuçlarını yaşıyoruz.

Sömürgeci kibir ve güç arzusu

Yeni gerçekliği yeni dünya düzensizliği ve sürekli savaş hali üzerinden okuyabiliriz. Emperyalist kapitalist sistemin en karakteristik özelliklerinden biri emperyal özneler arası güç dağılımındaki değişimdir. Kapitalizmin doğasında olan eşitsiz birleşik gelişim yasasının bir yansıması olan bu durum somut olarak Çin- ABD gerilimi olarak kendini dışavuruyor. Ve bir dünya savaşının aktüelleşmesinin önünü açıyor. Sürekli savaş hali bir anlamda III. Dünya savaşının başlangıcı işaret ediyor.

ABD emperyalizmi hegemonyasının aşınmasına bağlı olarak yeni bir dünya düzeni kurma kapasitesini yitirmiş durumda. Dünyanın en borçlu ülkesi olması, doların senyoraj hakkında yaşanan gerileme ve farklı fazlarla devam eden kapitalizmin organik krizinin yarattığı yıkıcı sorunlar agresyon politikalarını tetikliyor.

Kâr oranlarında düşüş eğiliminin restorasyon çabaları savaşları, yağma ve talanı koşulluyor. Finans kapital kâr açlığını klasik kolonizasyon politikalarını devreye sokarak ve yeni protektoralar yaratarak gidermeğe çalışıyor. ABD emperyalizmi yeni teknolojik gelişmelerle yetkinleşen bir savaş makinasına dönüşmüş durumda. Kendisinden sonra gelen 20 ülkenin toplam askeri........

© Yeni Yaşam