menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışı savunanlar cezalandırılmaya devam ediyor

12 0
02.01.2026

Bundan 10 yıl önce -içinde benim de yer aldığım- 2212 akademisyen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bir bildiri yayımladı. Bildiriyle amaçlanan, 7 Haziran 2025 seçimleri sonrasında hızla yükselen şiddet ortamına ve hukuk dışı uygulamalara karşı “siyasi iktidarı, hukuk devleti olmanın sınırları içinde kalmaya çağırmak”tı. Zira bu çağrının yapıldığı günlerde Kürt sorununun çözümü için kurulan müzakere masası dağıtılmış, onlarca canın yitirildiği Suruç ve 10 Ekim katliamlarının yanı sıra -Diyarbakır başta olmak üzere- birçok il ve ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, sivillerin ölümü ulusal basında haber olmaya başlamıştı.

Ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerinin -bildiriden daha sonra yayımladıkları- bu döneme ilişkin raporlarında şu tespitler yapılıyordu: “Ağustos 2015’den itibaren ilan edilen süresiz sokağa çıkma yasakları nedeniyle 2 milyona yakın yurttaş gıda, su, geçim kaynakları, acil sağlık hizmetleri, eğitim, adalete erişim gibi en temel insani hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmış; 355 bin’i aşkın yurttaş bu dönemde sürdürülen operasyonlar sırasında evlerini terk ederek, göç etmek zorunda kalmış; -resmi olarak belirlenebilen- 79’u çocuk, 71’i kadın, 30’u ise altmış yaşın üzerinde olmak üzere 323 sivil yaşamını kaybetmiştir.”

Anayasa başta olmak üzere, ulusal ve evrensel hukuk normlarının görmezden gelindiği bu dönemde yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı, eşit yurttaşlık hakkı gibi insan haklarının en temel ilkeleri ihlal ediliyordu. Hak ihlallerinin Kürt illerinde olması nedeniyle ülkenin........

© Yeni Yaşam