menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın etiği

21 0
09.09.2026

Gerçek bir barışa denk düşen bir süreci henüz yakalamış değiliz. En başta barış için inisiyatif aldığını söyleyen devlet, kapsayıcı, normalleştirici, barışçıl bir iklim yaratmakta yetersiz kalıyor. Her gün Kürtlere dönüp dönüp “terörist” diyerek söylemsel şiddeti yeniden üretiyor. Kürtler ise Hareket’e dönerek “bakın, hâlâ devlet bize terörist diyor, bu nasıl barış?” Aynı iklimde ülkenin batısında iktidar, muhalefete karşı başlattığı baskı stratejisinden -sürece zarar vereceğini bile bile- tüm eleştirilere rağmen vazgeçmiyor.

Baskıların kesintisiz sürmesi ve barışa denk düşen bir süreçten mahrum olmanın yarattığı boşlukta iki yıldır gizli-açık yollardan Kürt Hareketi, milliyetçi Kürtler ve süreci Erdoğan karşıtı üzerinden okumaktan bıkmayan muhalifler tarafından ağır söylemlerle itham ediliyor; eleştirilmiyor, yargılanıyor. Her türlü faşizme, gericiliğe karşı yıllardır net bir direniş sergileyen Hareket, bugün barış istediği için faşizmin, gericiliğin ortağı ilan ediliyor; “silahları gömelim, şiddeti bitirelim, siyasetin önünü açalım” dedikleri için Kürt davasını satmakla suçlanıyor. Barışı her koşulda savunan bir avuç haysiyetli aydın ve akademisyen müritçilikle etiketleniyor..

Böyle bir denklemde Kürt Hareketi’nden ve süreci savunanlardan susmaları, cevap vermemeleri için telkinler havada uçuşuyor. Bu gidişata boyun eğin deniliyor. Buradan aslında bilinçli-bilinçsiz bir yön tayin edildiği görülmek istenmiyor. Oysa ki bu talihsiz yönün, bizi yeni bir kırım biçimine götüreceğinden asla şüphe etmemek gerek. Yüz yıldır otoriterliğe, üstünlükçü kültüre maruz kalanlara bugün barış istedikleri için kendilerine yönelen haksız-hukuksuz, hadsiz-hudutsuz saldırılar, ithamlar karşısında sessiz kalmalarını söylemek, adil bir beklenti olmadığı gibi........

© Yeni Yaşam