menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

38 0
14.02.2026

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde edindiği yerle, hep yaşayacak ve yaşatılacaktır. Bize bıraktığı mirasın, ömrümüzün sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz

Hüseyin Aykol / İçeriden

Konya/Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Ayhan Kavak, 07.01.2026 tarihinde yazdığı ancak 30 Ocak 2026 tarihinde postaya verilen mektubunda şöyle diyor: “Kekê Hüseyin Hocamıza,

Name yazdığımda hep böyle hitap ederek başlardım. Uzun zamandan beri yoğun bakımda olduğunu üzülerek aileden öğrenmiş, bu kuşatılmış karanlık mekanlarda yürek sızısıyla gidişatı takip etmeye çalışıyorduk. Biz içerdeki tüm canlar, herhangi bir yere ulaşamazsak da her hafta telefonda bir umut ışığı da olsa, ayağa kalkıp, “nerede kalmıştık” diye sesimiz-soluğumuz olmanı bekledik. O direngen yüreğinin bir şans daha vereceğini ummuştuk. Fakat o haldeyken kalp krizi de geçirdiğini duyunca kahrolduk. Ailemiz dışında ulaşabileceğimiz sadece posta kutundu. Hani yazsak bile alacak kimse olmaz diye biçare kaldık bu soğuk duvarlar arasında. Bizim bu ellerde, olağan seyrinde giden-gelen mektuplar ayları bulabiliyor. 29 Aralık’ta değerli Kekê’min adına bir kart çok hızlı geldi ve tam da izlediğimiz bir kanalda altyazı olarak vefat haberini aldığımızda ulaştı. Orada köşen ve posta kutusu adresinin aktif olduğu ve yazabileceğimiz belirtiliyordu.

“Yıldızlara yoldaş olanların” ardından yazmak zor olsa da bir şekilde ulaşabilmenin umuduyla kaleme sarıldım. Hatırladığım kadarıyla Av. Ferda arkadaşı ziyarete geldiğimde Cağaloğlu’ndaki haftalık gazetede ilkin tanışmıştık. Tabi Apê Musa’da oradaydı. Sonra günlük gazetede, sonrasında da özgür yaşam yıllarımın ardından, kuşatılmış karanlık mekanlarda kısa nameler yoluyla da olsa hasbıhal eyleyebilmiştik.

Hapishanede geçip giderken yıllar, bir dolu mekâna sürgün edildim. Her gittiğim yerde yeni adresimi bildirmemin ardından değerli Kekêm’den gelen mektuplarla kutlandım. En son bu hapishaneye gelirken de yolladığın kitaplar oldu. Ne yazık ki bazen yazdıkların veya benim yazdığım ulaşmadı. Hani derler ya “kimsesizlerin kimsesi”; biz içerdeki canlar içinde öyle oldun Hocam…

Özgürlük kayada filizler çiçek gibidir. O direngen, kararlı, mücadeleci ve devrimci ruhunun yanı sıra emekçiliğinle de kayada açan çiçeklerin ötesinde bizim için Darê Herherê oldun! Leonardo da Vinci, ırmakları “yeryüzünün kanı” diye nitelendirirdi. Yaşamın özü olan özgürlüğü de seni de tanısaydı senin için de derdi kuşkusuz. Göçüp giden canların anısı yakar, kavurur insanı. Günlük gazeteyi okuma imkânı bizlere verilmemesine rağmen, değerli Kekê’min orada çıkan köşesi ile sesimize ses olduğu bilinciyle gönenirdik.

Yokluğuna alışmak zor geliyor. Dile kolay, neredeyse 40 yıllık özgür basın geleneğinin yıkılmaz abidesi oldun. Senden önce karanlıkların aldığı onlarca basın emekçisi can olmuş ve anıları yüreğini daha da bir kavilleştirmişti. Şimdi de erkenden gelen vefatınla bizleri acılara boğdun. Sana söz hocam, özgür yaşama değin ayakta kalıp, yola revan olmayı sürdüreceğiz. Anın ve mücadelen yolumuzu ışıtan meşale olsun. Her daim selam ve saygılarımızla tüm yoldaşlarına, sevenlerine, ailesine baş sağlığı ve sabırlar dilerim.”

Samsun/Kavak S Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Bilal Babahan, mahpuslar adına yazdığı 26.01.2026 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Duyduğumuz haberin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Başta belirtmeliyiz ki, bu gibi yerlerde böylesi acı haberleri duymak bizler için acı bir gerçek. Bütün yaşamını haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı verdiği mücadeleyle, aklımızda ve yüreğimizde yer edinen, değerli büyüğümüz........

© Yeni Yaşam