Sarı öküzü vermek; İstanbul Kuzey Su Havzaları
Yaşam mücadelesi verirken iş cinayetlerinde yitirdiğimiz çocuklara, maden işçilerine ve 10 Ekim emek demokrasi barış mücadelesinde yitirdiğimiz özgürlük sevdalılarına saygılarımla…
Bildik hikâye; sarı öküzü, yaşamı kaptırmaya görün gözü doymamışlara, açlara. Bir kez kaptırdığınızda, umursamadığınızda arkası hızla gelir sömürünün, yok oluşun.
Bu günlerde mücadelenin örgütlü vazgeçmeyenleri sermayenin azgın ağzından yaşamın bir parçasını kurtarmak için çabalıyor. Bildiğiniz gibi suları kaptırdık sermayeye. Birçoğumuz bilemedik sanırım. Seyre daldık pınarlar dereler yaşamdan koparılıp masamıza iki şişe olarak gelene, vadiler arası taşınıp yaşamdan koparılana değin. Akışından koparıldığında, tutsak edilip beton/çelik gömleklere hapsedildiğinde yaşamın tamamı yok oluşa sürüklenecekti, ama çoğunun sorunu kendi içeceği suyu düşünmekti. Bir kısmımız örgütlenip korusak da dereleri, pınarları, çoğunluğumuz seyre daldı. Sular, su havzaları sermaye birikimine sokulurken. Sorsanız konu onlar için önemli ya susuz kalırlarsa! Öyle ya; uzakta koparılıyordu sular yaşamdan. Saldırıyı yapanlar ise giderek palazlandı. Suyun havzasını (akışını sürdürdüğü alanları) aralarında paylaşmak için, havzadaki dağlara, ormanlara, ovalara, deltalara konuşlandılar. Ve hiç doymadılar, giderek azgınlaştılar, saldırganlaştılar. Güç alanlarını giderek genişlettiler.
Bu 25 yılı aşkın bir zamandır tüm yakıcılığı ile yaşadığımız, kapitalist sistemin kendini yeniden ürettiği sürecin, sömürünün, yok ediş hikâyesi.
Bugünlerde ekoloji, emek, meslek örgütleri, halklar sermaye çarkının her saldırısından saldırı altındaki parçaları kurtarmaya çalışıyor, yaşam alanlarında.
Suyun ve su havzalarının sermaye birikimine sokulması, suyun metalaştırılması ile başlayan süreçte İstanbul’da doğal alanlar üzerindeki çılgın projeler aynı anlarda planlanmıştı. Son hızla da........
