menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

18 0
01.05.2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır alamadıkları maaşlarını, tazminatlarını alarak mücadeleyi, direnişi emeklerinin karşılığını alarak bitirdiler. Ardından Doğuş Kelebek grubu işçileri; Bodrum’da Turizm işçileri greve başladı. 1 Mayıs; Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü tüm işçilere emekçilere kutlu olsun.

Açız; yoksulluğun, sömürünün en net, en yalın, en çıplak tanımı. Kapitalizmin sömürü düzeninin dışa vuruşuna karşı mücadele 1 Mayıs arifesinde alanlarda kuruldu. İşçiler de ekoloji mücadelesi verenler de alanda direniyor.

Devlet de; sermaye biriktirenlerin, sömürenlerin, işçileri açlığa mahkum edenlerin yanında, emeğini, yaşamını sömürenlere karşı verilen mücadelenin bedelini işçilere biber gazı ve gözaltı yaparak ödetiyor.

Ekoloji mücadelesi ile yaşam alanlarını şirketlere karşı savunanlara Jandarma saldırarak karşılık verirken,  adalet sistemi şirket patronlarının emrini yerine getirerek yaşamı, yaşam alanlarını savunmanın bedelini halka ödetiyor. Esra Işık’a yaşam alanını şirkete karşı korumasının bedeli tutuklama olarak biçildi. Maden işçilerinin çıplak bedenine sıkılan biber gazı ile mücadele eden genç bir kadının tutsak edilmesi aynı sömürü düzeninin  yaşam mücadelesindeki karşılığı olarak tarihe not edildi.

Suyun ve su havzalarının sermaye tarafından ortaklaşa sömürüsüne, maden, enerji sektörünün ortak saldırısında, Akbelen’de zeytinlikler, yaşam alanları, ormanlar, su havzaları, sular yok oluşa sürüklenişi ile emeği sömürüsü, işçilerin açlığa mahkumiyeti aynı sermaye girdabında buluşmakta.

Sermayenin iktidarla birlikte yürüttüğü sömürü düzeni o bölgede yaşayan halkları yerinden yurdundan, geçimlik yaşamdan kopartırken ekosistemler sermaye alanına, işçileri güvencesizliği çarkına hızla alınıyor. Bu çark açlığa mahkum edilen çocuğun sözlerinde, aklında, yüreğinde -oyuncağımı satarım, sen gel, sen üzülme baba- ya, meta-para-açlık çıkmazı olarak yerleşiyor. Yıllara meydan okuyan........

© Yeni Yaşam