O gece Türk hava sahasında da hareketlilik yaşandı
13 Haziran Cuma günü çıkan yazım özetle şöyle bitiyordu:
“İran, yaşanan gelişmeleri psikolojik harp/sinir harbi olarak görüyor ama yanılıyor. Gelişmeler sinir harbinden sıcak çatışmaya evriliyor.”
Yazının mürekkebi kurumadan
İsrail, İran’a
saldırdı
. Peki, İran bunu öngöremedi mi? Neden karşılık veremedi? Onu anlatacağım.
O gece Türk hava sahasında neler yaşandığına
ilişkin kulisleri de aktaracağım. Ancak önce birkaç hususu vurgulamam gerekiyor.
ANKARA’NIN ÇAKRALARI AÇIK
Bugüne kadar bir çok konuda Ankara’nın öngörülerinin haklı çıktığına şahit oldum. Askeri, istihbari, diplomatik ve siyasi bakış açısının toplamından oluşan
Türk devlet aklının
çakraları
açık
. Gelişmeler ayakları yere basan, rasyonel, sağduyulu, çok katmanlı analizlerle okunup buna göre tedbir alınıyor. İsrail’in İran’a saldırısının da bu şekilde, aylar içinde, güçlü öngörülerle analiz edildiğine şahit oldum. İsrail, İran’a saldırdığında yaşananları anlamak için yine o öngörü sahibi (güvenlik) kaynaklarıma bazı sorular sordum.
SALDIRI DALGASI O GECE BAŞLAMADI
Deniyor ki… ABD bir an önce Çin’e odaklanmak istiyor. İran’ın nükleer programı bölgeden çıkmasına engel. Washington önce müzakere masasında işi kotarmaya çalıştı.
Direnç görünce
İsrail’i
“engellemedi.”
Deniyor ki…
Tahran’ın nükleer kapasitesini askeri tedbirler belki geciktirir ama bitiremez.
Yer üstündeki hedefleri vurabilirler ama yer altına ulaşamazlar. Bu yüzden… İsrail’in nihai hedefi;
yapabilirse rejim değişikliği, yapamazsa Tahran’ı masaya oturtmaktır.
“İran’ın hava savunma sistemleri neden çalışmadı” diye soruluyor… Deniyor ki… Bu saldırı bir günlük bir saldırı değildi…
Aylar
önce İsrail İran’a
saldırmış ve yüksek irtifa hava savunma sistemlerini hedef almıştı.
Bu kez orta ve düşük irtifa hava savunma sistemlerine odaklanıldı. İsrail’in hava üstünlüğünü ele geçirmesinin sebebi budur.
Bir şey daha deniyor… İsrail, elektronik harbi iyi kullanıyor ama İran’ın........
© Yeni Şafak
