menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kimse güvende değil

33 8
yesterday

I.

Gazze’de soykırım boyutuna ulaşan saldırılarını devam ettiren İsrail, Lübnan ve Suriye’ye sataşmayı da sürdürüyor. Yaşanan süreç, neredeyse yüz yıldır coğrafyamızda sürekli tekrarlanan bir döngünün tekrarından ve teyidinden başka bir şey değil: İşgal devleti, kaostan ve istikrarsızlıktan besleniyor. Etrafında azıcık toparlanan hangi devlet veya odak varsa oraya saldıran İsrail, bu sayede kendi bekasını korumayı hedefliyor. Ortadoğu’daki karmaşa, düzensizlik ve anarşi, her hâlükârda İsrail’e yarıyor. İslâm coğrafyasındaki iç rekabet ve düşmanlıkların tek kazananı da daima İsrail.

Bu hakikati yedeğinizde tutarak bir asırlık tarihi geriye doğru okuyun, kendi halkına zulmeden diktatör yönetimlerin de aynı şekilde İsrail’e hizmet ettiğini göreceksiniz. Canlarına doyan ve kaybedecek bir şeyi kalmayan kitlelerin ayaklandığı her kaotik atmosfer, Tel Aviv’de ellerin ovuşturulmasına neden olmuştur. Devletlerle halkların el ele verdiği ve sosyal barışın sağlandığı süreçler ise, İsrail’in en nefret ettiği zaman dilimleridir. Çünkü borusunu öttüremez, coğrafyada dilediği biçimde at koşturamaz. Bu parantezi, bilhassa Arap Baharı’nı doğru bir bağlama oturtabilmemiz adına açıyorum. Sebep-sonuç zinciri içinde ele aldığımızda, halk ayaklanmalarını doğuran arızalar, zulümler ve neticesindeki patlamadan kârlı çıkan yine İsrail olmuştur. Örneğin şimdi Suriye’de taşların yerine oturması ve istikrarlı bir yönetimin tesis edilmesi, Siyonistlerin en büyük kâbusudur.

İsrail........

© Yeni Şafak