Kur’ân Günlüğü -6. Cüz-
Allah kime hidayet verir, kimi saptırır?
“…Gerçek şu ki, size Allah’tan muazzam bir nur ve apaçık bir kitap geldi. Allah, rızasına talip olanları o kitap vesilesiyle kurtuluş yollarına yönlendirir/hidayet eder; karanlıktan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru bir yola iletir/hidayet eder” (Mâide 5/15-16).
Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok âyette “Allah, dilediğine hidayet verir; dilediğini saptırır.” mealindeki ifadelerle karşılaşırız. Bu ifade, şöyle bir soruyu akla getirir: “Madem insanları doğruya da yanlışa da yönlendiren Allah’tır. O zaman insanın iradesinin önemi yok mudur? Eğer öyleyse, insanın imtihan edilmesinin ne anlamı kalır?” Meseleyi çok özet olarak şöyle açıklayabiliriz: Bu konudaki âyetleri iki grupta ele alabiliriz: 1. Hidayet ve dalâletin Allah’tan olduğuna vurgu yapan âyetler. Bunlar çoğunluktadır. 2. Allah’ın hidayeti ve dalâleti hak edenlere verdiğini gösteren âyetler. Yukarıdaki 36. âyet bu tür âyetlerdendir. Birinci gruptaki âyetleri şöyle değerlendirebiliriz: Hikmetli Kitab’ın ana gayesi, evreni yaratan ve yaşatan, oradaki her bir detaydan haberdar olan ve onu idare eden bir Allah tasavvurunu zihinlerde yerleştirmektir. Bu sebeple, hidayet ve dalâlet söz konusu olduğunda da pek çok âyette, bu meselenin Cenâb-ı Hakk’ın takdirinde olduğu, hidâyet ve dalâletin O’nun dilemesine bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Burada mesaj şudur: Allah’tan bağımsız hiçbir varlık, olay, duygu, düşünce ve inanç yoktur. Bu tür âyetler, Hak Teâlâ’nın mutlak kudretine, esmâ ve sıfatlarıyla her varlıkta ve hadisede tecelli ettiğine vurgu yapar. İkinci guruptaki âyetler ise, hidayet ve dalâletin ortaya çıkmasında insanın özgür iradesinin de etkisi olduğunu vurgular. Mesela yukarıda meâlini verdiğimiz âyetlerde, Allah’ın kurtuluş yollarına ve dosdoğru yola hidayet ettiği kimselerin, O’nun rızasına talip olan kimseler olduğu ifade edilmiştir. Demek ki önce kul, Allah’ın rızasına talip olur ve bu konuda gayret eder; sonra da Allah, kulun........
© Yeni Şafak
