menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben bilmem!

133 0
06.04.2026

Kişi bilerek doğmaz, bildiğini unutarak doğar. Çünkü dünya unutkanlıktır, o unutkanlıktan uyanıp unuttuğunu hatırlamak için hakikat arayışıyla gün gün yol alır, ömür süreriz. Hakikat bizde yokken bulduğumuz bir şey değildir, bizde varken unuttuğumuz, nasibimiz varsa göçmeden önce adım adım yeniden hatırlamaya başlayacağımız bir şeydir. Malûmunuz olduğu üzere, hakikat dünyadan büyüktür, dünya sonludur ve fakat hakikat sonlu değildir. Dolayısıyla hakikatten hafızamıza geri dönen her şey bu aşkın mahiyetiyle kalbimizde ve zihnimizde bir tatlı kamaşma hissi uyandırır. Eskilerin ‘hayret’ dediği şey! Şimdilerde aslı esasınca varamıyoruz pek ‘hayret’in hakiki mahiyetine. O hayret, ‘Ben bildim!’ ya da ‘Ben bilirim!’ demenin önünde de hayırlı bir mânidir esasen. Çünkü hakikati bilmek insana özgü bir kabiliyet değildir, insana bahşedilen, lütfedilen, ikram edilen bir şeydir. Bunun için peygamberler gelir, kutsal kitaplar, suhuflar iner. İnsana unuttuğunu hatırlatmak, bilemez hale geldiğini bildirmek için…

Daha basit manada bilme mazhariyetine dahi zihnin müşahede ettiklerinden ya da hiçbir belirli sebep yokken zihnimize düşenlerden........

© Yeni Şafak