Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel bunu yapamaz mı?
Türk siyasetinde birçok partide sayısız bölünme, ayrışma ve hesaplaşma yaşandı. Kaynamalar oldu, hizipler oluştu, yeni hareketler ve liderler sahneye çıktı. Dün alkışlananların bugün “hain” ilan edilmesine de alıştık, geçmişte yerden yere vurulanlara günümüzde “umut” bağlanmasını da… Kimse kızmasın ama sosyal medyanın da etkisiyle “siyasi omurgasızlık” neredeyse sıradanlaştı.
Ancak
CHP’de yaşanan kaosun eşi benzeri yok.
Buna ne alışılagelmiş bir parti kavgası diyebiliriz ne de klasik bir liderlik yarışı. Ucunun nereye ve kimlere dayanacağı belli olmayan çok katmanlı bir hesaplaşmayı izliyoruz. Genel başkanlık koltuğunun kimin hakkı olduğu tartışmaları bir yana; aylardır delege ayartmalarını, belediyelerden akan paraları, siyaset-sermaye ilişkilerini, medya ağlarını ve ihale düzenlerini konuşuyoruz.
Bu nedenle de CHP’de yaşanan her tartışma birkaç saat içinde karşılıklı ihanet suçlamalarına dönüşüyor.
İşin daha dikkat çekici tarafı ise şu: CHP içerisindeki sonuçları kestirilemeyen kavga belirgin bir fikir ayrılığı da üretmiyor. Mesela “Türk Solu” veya sosyal demokratlar siyasette yeni bir yola girmenin sebep-sonuçlarını yaka paça masaya yatırmıyor. Zaten böyle bir enerjileri de kalmadı.
Toplumun ve CHP seçmeninin önüne yolsuzluk iddiaları, para ilişkileri, kasetler, mahkemeler ve itiraflar saçıldığı için artık kimse siyaset konuşmuyor.
Dünyanın mevcut düzeni yıkılıyor, coğrafyamız yangın yeri ama ülkeyi yönetme iddiasındaki parti kaset savaşları........
