Din bu milletin ve memleketin temelidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi’nin açılışına ilişkin 21 Nisan 1920 tarihli telgrafını tekrar hatırlattı. Mustafa Kemal bütün birimlere gönderdiği telgrafında Meclis’in açılışının özellikle bir cuma gününe denk getirildiğini, böylece bu mübarek günün bereketinden istifade edileceğini, açılıştan önce Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde cuma namazı kılınarak Kur’an-ı Kerim’in nuru ve Peygamber’e salavattan yararlanılacağını, Ankara dışındaki tüm vilayetlerde de hatimler indirilmesini, Buhari-i Şerif okunmasını, ezandan önce minarelerden salavat-ı şerife irat edilmesini emrediyor.
Bundan tam 9 ay önce, 23 Temmuz 1919’da, Erzurum Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmayı Mustafa Kemal şu dua ile bitiriyor: “En son olarak niyazım şudur ki, Cenab-ı Vahibü’l-A’mal Hazretleri (ALLAH) Habib-i Ekremi (PEYGAMBER) hürmetine bu mübarek vatanın sahip ve müdafii ve Diyanet-i Celile-i Ahmediye’nin (DİN) ilâ-yevmi’l kıyam haris-i esdakı olan millet-i necibemizi ve makam-ı saltanat ve hilafet-i kübrayı (HALİFELİK) masun ve mukaddesatımızı düşünmekle mükellef olan heyetimizi muvaffak buyursun! Âmin.”
Mustafa Kemal’in bu minvaldeki konuşmaları 23 Nisan 1923’te başlayan 2. Lozan görüşmelerine kadar devam ediyor. İstiklal Savaşı’nın gayesi bellidir: Din-i Mübin-i İslam’ı, Müslümanları, Hilafet makamını korumak, bu topraklarda ezanın susmasını önlemek.
Hikâyenin sonradan nasıl değiştiğini hepimiz biliyoruz: 28 Haziran 1923’te Meclis yeniden teşekkül ediyor, 23 Temmuz’da Lozan imzalanıyor, 29 Ekim’de Cumhuriyet ilan ediliyor. Türkiye’yi tam olarak bir İngiltere, Almanya, Fransa gibi yapmak için, Çankaya sofrasında sabaha karşı dumanlı kafalarla kararlar alınıyor. Sofranın müdavimleri, Batılılaşabilmek için “ümmetin” ulusa dönmesi gerektiğini, bunun için de ülkenin, milletin hızla dinden uzaklaşması, dinin sadece devletten değil gündelik........
© Yeni Şafak
