Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü
Dünya tarihi, pek çok işgale, savaşa ve yıkıma tanıklık etmiştir; ancak özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de ve Orta Doğu bölgesi genelinde yaşananlar, bir çatışmanın ötesine geçerek bir coğrafyanın ruhunu, ekosistemini ve geleceğini yok etmeye yönelik sistemli bir projeye dönüşmüştür.
İsrail'in bugün uyguladığı politikalar, aslında yeni bir strateji değil; temelleri devletin kuruluşundan, hatta kuruluş öncesindeki zihniyetten gelen derin bir doktrinin yansımasıdır.
Bu doktrin sadece insanı değil; toprağı, suyu, ağacı ve havayı da düşman ilan eden, "kendinden olmayana ait hiçbir iz bırakmama" üzerine kurulu bir yıkım sanatıdır(!)
Toprak ve tarım terörü: Köksüzleştirme stratejisi
İsrail'in saldırganlığı yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmamış, doğrudan yaşamın kaynağı olan toprağa yönelmiştir.
Batı Şeria'dan Lübnan'ın güneyine, Suriye'den Gazze'ye kadar bölge çiftçilerinin feryatları bu "toprak terörü"nün en somut kanıtıdır.
Özellikle Filistin kimliğinin sembolü olan zeytin ağaçlarına yönelik saldırılar, bu zihniyetin en çarpıcı dışavurumudur.
Bir zeytin ağacını yerinden sökmek, sadece ekonomik bir kayıp değil, bir halkın o topraklardaki bin yıllık geçmişini ve hafızasını söküp atmaktır.
Lübnan ve Suriye sınırındaki tarım arazilerine havadan püskürtülen kimyasallar, çiftçilerin üretim yapmasını engellemekle kalmıyor,........
