S-400 kumarı: Türkiye’nin F-35 inadı ile bölgesel dengeler arasındaki hassas çizgi
Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin akıbeti, küresel jeopolitiğin en karmaşık denklemlerinden biri olmaya devam ediyor.
Ankara'nın milyarlarca dolar ödeyerek envanterine kattığı, ancak ABD yaptırımları (CAATSA) ve F-35 programından çıkarılma pahasına hangarlarda beklettiği bu füzeler için yeni ve çarpıcı bir iddia gündeme düştü.
Gazeteci Abdulkadir Selvi ve İsrail medyasının öne sürdüğü iddialara göre, S-400'lerin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) satışı an meselesi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov'un konuyu "son derece hassas" olarak nitelendirip Ankara ile temasların sürdüğünü açıklaması ise bu iddiaların arka planındaki diplomatik fırtınayı gözler önüne seriyor.
Peki, F-35 programına geri dönmek adına atılması planlanan bu pragmatik adım, Türkiye için yeni bir kazanım kapısı mı, yoksa büyük riskler barındıran bir jeopolitik kumar mı?
Diplomatik ittifaklar ve güvenilirlik sınavı: Rusya, İran ve Batı üçgeni
S-400'lerin BAE'ye devri, ilk bakışta Türkiye'nin ABD ve NATO ile ilişkilerini tamir etmek, F-35 gibi beşinci nesil savaş uçağı teknolojilerine yeniden ulaşmak için formüle edilmiş bir "orta yol" gibi görünüyor.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, Moskova ile yürütülen hassas denge politikası yer alıyor.
Rus askeri sözleşmelerinin merkezinde bulunan "Son Kullanıcı Sertifikası" (End-User Certificate), üretici ülkenin izni olmadan sistemlerin üçüncü bir tarafa devrini kesin olarak yasaklıyor.
Kremlin bu satışa kendi........
