"Ol" dediği an ve süren altı gün
Rabbimiz Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor:
"O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir işe hükmettiğinde, ona yalnızca 'Ol!' der; o da hemen oluverir." (Bakara, 117)
"Bir şeyi dilediğinde, O'nun buyruğu, o şeye sadece 'Ol!' demekten ibarettir; o da hemen oluverir." (Yâsîn, 82)
"Bizim buyruğumuz, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşen tek bir emirden başka bir şey değildir." (Kamer, 50)
Ve yine buyuruyor:
"Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden Allah'tır. O, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örter......." (A'râf, 54)
"Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden (hükümran olan) O'dur. O Rahmân'dır. O'nu hakkıyla bilen birine sor." (Furkan,59)
Bir yanda tek bir "Ol!" emri, göz açıp kapayıncaya kadar; öte yanda altı gün sayılan safhalar. Müfessirler bu iki manzarayı yüzyıllarca birlikte düşündüler ve şu temel ayrımda buluştular: "Ol!" emri Allah'ın kudretini anlatır, altı gün ise hikmetini. Biri gücünün sınırsızlığını, diğeri fiilindeki maksadı ve tedbiri gösterir.
İbnü'l-Cevzî ve Kurtubî gibi âlimler, altı günlük sürecin bir acizlik değil, tam tersine bir hikmet olduğunu vurgular. Allah dileseydi her şeyi bir anda var ederdi; fakat teenniyle yaratmayı seçti — kullarına işlerinde acele etmemeyi öğretmek, kudretini adım adım göstermek ve her şeyin O'nun katında belirlenmiş bir vakti olduğunu bildirmek için.
Elmalılı Hamdi Yazır bu ayrımı daha da inceltir. Ona göre Rablıkta iki tecelli mertebesi vardır: Bir yaratma tecellisi, bir de nizam tecellisi. Varlıklar önce misalsiz, âni bir yaratma anıyla var olur; sonra bir düzen ve işleyiş seviyesine girer.
Tabi şu ortak görüştü: O "günler" bizim günlerimiz miydi? "Gün" dediğimiz şey güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süredir. Oysa yaratılışın o safhasında henüz ne güneş vardı, ne de bu düzen. O hâlde birçok âlimin dediği gibi, altı gün bizim takvimimize sığmayan altı devre, altı safha demektir.
Şimdi bu ayetleri, çağımızın evren tasavvuruyla birlikte okumaya çalışacağım. Bugün fizik, evrenin bir başlangıcı olduğunu söylüyor. "Big Bang" denen model, kâinatın son derece sıcak ve yoğun bir hâlden doğduğunu ve o günden bu yana genişlediğini anlatır. Yani evren ezelî ve sonsuzdan beri var değildir; bir başlangıcı vardır. Bu, başlı başına dikkat çekici bir noktadır, çünkü yüzyıllarca birçok filozof evrenin öncesiz olduğunu savunmuştu.
Ama asıl ilginç olan, o başlangıcın en başında olup bitendir. Fizik, evrenin ilk anını "Planck zamanı" denen bir eşiğe kadar geriye götürebiliyor — saniyenin katrilyonda katrilyonda birinden bile kısa, tarif edilemeyecek bir an. Bu eşikten........
