Zor zamanlar başladı
Birgün köye bir yabancı gelir ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Başka bir hikâye yazılır, kader farklılaşır. Bu klişe artık o kadar da geçerli değil. Kapalı hayatlar dönemine ait bir klişe çünkü bu. Artık o yabancı, bir ekran üzerinden de girebiliyor köye. Rutini kıran, hayatı değiştirip altüst eden gelişmelerle çok daha ilgiliyim son günlerde. Kişisel bir nedenle. Artık bu kadarı da olmaz burcundayım aslına bakılırsa. Zincirleme aksilikler dönemimi bir omuz kırığı ile tamamlamış durumdayım. Az önce bir arkadaşımdan ‘ Sana nazar değiyor’ mesajı aldım. Bence yeter artık.’ Şaka mısın sen’ filan yazmalıydı. Bu Deja Vu içinde debeleniyorum günlerdir İstanbul’da. Müstahakımdır diyeceğim ama rahatsızlık verdiğim çevremdeki insanlar için ne demeli? Bunları yazmasam mı diye düşündüm ama kafamın merkezinde duranı itip başka bir konuya dalmak içtensizlik gibi geldi. Bir sedye üzerinde ağrılar içinde kıvranırken birden başka bir gerçekliğe geçiyor insan. Hayatın acı sürprizlerine dair buruk farkındalık, sağlık sistemi için hayıflanma, sayısız kaygı, suçluluk duygusu, aksayan ve aksayacak programlara dair iç sızıları filan ince sızıntılar halinde geliyor o an. Sonrası zaten epey tanıdık. Rehin alınmış bu zaman dilimi atlatılmak zorunda. Türlü türlü zorlukla hem de. Zorluklar karşısında sayısız savunma........
