Anılar sepetine hoş bir seda
İlk dizeyi Tanrı söyler, gerisini şair yazar derler. Yazıda da ilk cümle çok önemli. Pencere kenarında yağmuru seyrederken zamanın kulağıma fısıldayacağı o ilk cümleyi düşünüyordum. Sabahki ruh halimle ilintili elbette bu cümle. Kafam çok karışık uyandım bu sabah. Bir dünya ağrısı, nedeni belirsiz bir ağlama isteğiyle. Yanı başımızda bir savaş sürerken nasıl olunabilir ki diyebilirsiniz. Yağmurlu bir günün doğal hüznü de var aslında. Yağmuru severim doğrusunu isterseniz. Evde olmayı da yağmur altında yürümeyi de. Şehre dair bir birliktelik duygusu da verir yağmur bana. Sevdiğim birilerinin aynı yağmuru seyrettiğini düşünmek iyi gelir. Yağmur sonrası da tatlıdır; ağaçlar, bitkiler sevinmiştir; bir yıkanma ferahlığı yayılmıştır çevreye.
Bende bu melankoliyi yaratan pek çok neden var aslında. Birkaç haftadır Kayıp Şair Kızkardeşlerimiz başlıklı bir etkinliğin örgütlenmesi için uğraşıyorum. Adanın iki tarafından iki yazar örgütünün artık gelenekselleşmiş şair kadınlar etkinliği bu. Dört kadın bu yılki etkinliğin organizasyonu için canımızı dişimize katmış çalışıyoruz. Eğer Kıbrıs’taysanız ve bu yazıyı Pazar sabahı okuyorsanız bugün 18.00’da Stelios Vakfı binasında (Ledra Palace Rum barikatını geçince 5 dk. yürüyüş mesafesi) etkinliğe........
