menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bildiğimiz sona ağlıyoruz…

10 220
20.02.2026

Ülkenin iletişim altyapısını devretmeye muktedir “fiber optik protokolü” gündemin en çok tartışılan konusu, bu hafta.

Muhalefetin kürsü direnişi, sendika ve sivil toplum örgütlerinin tepki, eylem ve grevleri, protokolün meclisten geçirilmesini engelledi, ancak beklenen, bu hafta tepkilere rağmen protokolün geçmesi.

Ümit edilen ise, tıpkı gençlik, spor ve sosyal faaliyetlerini devredecek koordinasyon kurulu gibi Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi’ne gönderilip, Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle rafa kaldırılması.

Tartışmalara ve meclis konuşmalarına baktığımda aslında konunun temel özünden oldukça uzak olduğumuzu anlıyorum.

Konunun temeli, kamuya ait teşebbüslerin özelleştirilmesi. Özelleştirilirken de bunun Türk sermayesinin tekeline devredilmesi.

KİT’lerin yeniden yapılandırılması konusu, ilk kez 2006 yılında Türkiye-KKTC Mali İşbirliği protokollerine girdi. Ancak önce üstü kapalı bu hedefler, sonraki yıllarda daha detaylandırılarak, 2010 yılından itibaren, yapısal reform hedefi çizildi.

Önce Ercan hedefe yerleşti.

Tek yolcu havalimanı bütün tartışmalara rağmen Türkiye’den işaret edilen bir şirkete devredildi.

Ekonomik aklı, stratejik pozisyonu ve KKTC maliyesi yararı gözetilmedi.

Su konusu 2012 yılında netleşmiş ve Türkiye’den su temini projesi ve yatırım işletme modeli hükme bağlanmıştı.

Bütün tartışmalara rağmen proje, 2015 yılında hayata geçti. Direnişler, DSİ’nin etkinliğini sınırlandırıp dağıtımı yerel yönetimlere bıraksa da yine stratejik önemdeki bir konuda daha tek başına kendine dair söz söyleme ve gelecek projeksiyonu çizebilme yetisi ortadan kaldırıldı.

2016 yılından itibaren de elektrik, telekomünikasyon ve limanların........

© Yeni Düzen