menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel Militarizmin Yükselişi ve Orta Doğu’da Stratejik Çıkmaz

10 0
13.03.2026

ABD–İsrail ekseninin bölgemizde yürüttüğü savaş giderek yeni biçimler alırken, Donald Trump’ın savaşın “sona erdiği” yönündeki açıklamaları gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Bu söylemin arkasında iki temel neden bulunmaktadır: dünya genelinde giderek büyüyen savaş karşıtı kamuoyu ve İran’ın beklenenden daha güçlü bir direnç göstermesi. Savaşın siyasi ve ekonomik maliyeti arttıkça, askeri operasyonların “bittiği” yönünde yapılan açıklamalar aslında bir gerçeğin değil, bir siyasi ihtiyacın yansımasıdır.

ABD’nin İran’a yönelik talepleri açıktır: nükleer kapasitenin sınırlandırılması, zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması ve balistik füze programının durdurulması. İsrail ise bu hedeflerin ötesine geçerek doğrudan rejim değişikliğini gündeme getirmektedir. Bunun gerekçesi olarak İran’ın vekil güçler aracılığıyla bölge ülkelerinde istikrarsızlık yarattığı ileri sürülmektedir. Ancak mesele yalnızca güvenlik kaygılarıyla açıklanamayacak kadar karmaşıktır.

Uzun yıllar boyunca Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya yönelik müdahaleler “demokrasi ihracı” söylemiyle meşrulaştırılmıştı. Oysa bugün bu söylemin bile büyük ölçüde terk edildiği görülüyor. Washington açısından belirleyici olan bir ülkenin demokratik niteliği değil; ABD ve İsrail’in stratejik çıkarlarıyla uyumlu bir yönetimin varlığıdır. Trump’ın açıklamaları da bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bu tabloyu anlamak için bölgenin tarihine bakmak gerekir. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Orta Doğu dünyanın en fazla silahlı çatışma yaşayan bölgelerinden biri olmuştur. Özellikle Körfez Savaşı sonrasında ABD’nin askeri müdahaleleri........

© Yeni Düzen