Top-Çizgi teoremi
Oniki Nisan akşamı saat 22.00 itibarıyla Galatasaray son dört yılın belki de en stresli beş haftasına girdi. Geçtiğimiz pazar akşamı oynanan Galatasaray-Kocaelispor maçı bitimine kadar, Türk futbol tarihinin en pahalı kadrosu ve en istikrarlı teknik direktörlerinden birisi Okan Buruk yönetiminde rekorlarla dolu geçen 3 sezonun ardından, son dört yılda 19 puanın kaybedildiği bir sezon daha önce hiç yaşanmamıştı. Elbette sporda hep kazanmak, her sezon şampiyon olmak yok. Ancak, kağıt üstünde rakipleri ile pozitif manada bu kadar farklı imkan ve kabiliyete sahip olup da şampiyonluk yarışında beklenmedik-sıkıntılı bir hale düşmek Galatasaraylılarda stres ve endişe yarattı. İşte uzun bir süredir Galatasaraylı yönetici dostlarımıza her fırsatta bu gibi günleri öngörerek daha sağduyulu, daha empati ile hareket etmelerini tavsiye etmemizin sebebi de buydu zaten. Her defasında ‘top çizgiyi geçti’ diyerek yolunda gitmeyen konuları dile getiren Galatasaraylıları susturmaya çalışsalar da, bu yaklaşımlarının dayanağı başarının sonsuz bir süreç olmadığını ve bunun aksaması ihtimaline karşı önlem almaları gerektiğini söylemekten imtina etmedik. Ben demiştim, haklı çıktım muhabbetinin şu anda kimseye bir yararı yok. Şimdi, halen yapılacak şeyler, alınacak önlemler varken ve yol yakınken silkinmek, acilen duruma vaziyet etmek gerekiyor. Burada Okan Buruk’a, Dursun Özbek’e ve Galatasaray camiasına düşen ayrı ayrı görevler var.
BUNDAN ÖNCE YAPTIN YİNE YAPABİLİRSİN
İlk evvela Okan Buruk’un kalan 5 haftada üzerinde eşofmandan başka bir kıyafeti olmamalı, telefon numarasını değiştirip, sosyal medya hesaplarını askıya almalı diye düşünüyorum. Hani derler ya; tesislerde yatıp kalkmalı, gün 24 saat konsantrasyonunu kalan 5 haftaya-maçlara ayırmalı, takımının da kendisi gibi davranmasını sağlamalı.........
