menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin İran karşısındaki yığınağı neye işaret?

42 0
23.02.2026

Bazı günler başka bir konuda yazı yazmak çok zor oluyor. Bu nedenle çeşitli aralıklarla İran’ın üzerinde dolaşan kara bulutlar hakkında değerlendirmeler kaleme almamız gerekti. Bu köşenin sadık takipçileri bugünkü yazımızın İran’a yönelik olası ABD saldırısı ile ilgili kâğıda geçirdiğimiz üçüncü değerlendirme olduğunu biliyorlardır. O değerlendirmelerden bugüne değişen bir şey oldu mu diye sormak gerekiyor öncelikle. Sahada tabi bazı gelişmeler vuku buldu:

Görüşmelerin ikinci turu

Öncelikle Umman’dan sonra İsviçre’de de Umman arabuluculuğunda İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmelerin ikinci turu gerçekleşti. Cenevre’deki görüşmeden sonra her iki taraf da olumsuz bir açıklama yapmadı, hatta İran ve Umman tarafından basınla paylaşılan görüşler olumluya daha yakın bir izlenim veriyor. ABD, aslında bu görüşmelerin geniş bir çerçevesi olsun istiyordu. Rubio, çerçeveyi, nükleer mevzular, balistik füze programı, Ortadoğu’da İran’a yakın gruplara verilen destek ve İran içerisinde protestoculara yönelik tavrın dozajının ayarlanması şeklinde özetleyebileceğimiz dört ayak üzerine oturtmuştu. İran’ın ise görüşmeleri dar bir sınırda “nükleer ve biraz ötesi” ile sınırlamak istediğini biliyorduk.

Nükleer müzakereden ABD’nin beklentisinin 2015 İran Nükleer Anlaşmasındaki gibi bir sınırlamanın ötesine geçmek olduğu tahmin ediliyor. Bugüne kadar a)- Trump Yönetiminin basına yansıyan talepleri uranyum zenginleştirme hakkı ile ilgili olduğu için; b)- I. Trump Yönetimi esnasında ABD, sınırlandırmaya dayalı İran Nükleer Anlaşmasını (JCPOA) yeterli bulmayıp çekildiği için ve c)- II. Trump döneminde İran’ı sınırlanmanın ötesinde bir şeylere ikna etmek için ABD, İran’ın davranışlarını radikal olarak dönüştürecek riski de (bomba geliştirmeyi ciddi ciddi düşünme riskini) beraberinde getiren İran nükleer tesislerini doğrudan vurma kararı aldığı için ABD’nin İran’dan JCPOA ötesi bir şeyler istediği sonucuna varıyoruz. Cenevre sonrası İsrail basınında da kendine yer bulan bazı haberler ise İran’ın masaya JCPOA ruhuna yakın bir öneri ile geldiği. Basına yansıyanların tam doğru olduğunu kabul etmesek bile İran’ın a)- nükleer faaliyetlerini ve zenginleştirme kabiliyetlerini belirli bir süre dondurma ve sınırlamayı b)- elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü ülkeye transferini c)-tam olarak kamuoyu ile paylaşılmayan bazı şeffaflık ve denetim mekanizmaları üzerinden (UAEA’na yeniden iş düşebilir) ABD ile geçici bir anlaşma yapmayı düşündüğü anlaşılıyor.

TESLİMİYETE YAKIN TESLİM OLMAMA SEÇENEĞİ

İran nükleer pazarlığını bugüne kadar hep sınırlandırma üzerinden kurdu, bunun ötesine geçmeyi düşünmemesi -hatta kimilerine göre İran’ın caydırıcılığını zayıflattı- İran’a yönelik saldırının gerçekleşebilir olmasını da sağladı. Buna rağmen İran uluslararası topluma, bölgeye ve ABD’ye “sınırlanma” fikrinden........

© Yeni Birlik