menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Âlem ile insanın aşkı

45 0
07.10.2026

Nasıl ki insanların her biri başka özelliklere sahiptir, farklıdır ve tektir, aynı şekilde her insanın kâinat ve varlık algısı da farklıdır. Diğer bir ifadeyle, içinde yaşadığımız çevre, birlikte olduğumuz insanlar ve eşya aynıdır. Ama her birimizin bunları görmesi, algılaması, içselleştirmesi, anlaması farklıdır, kendine özeldir. Farklıdır, çünkü her birimizin çevresiyle iletişimi başka türlüdür. Aynı olaya farklı tepkiler vermemiz de bundandır. Hasılıkelam, her insan varlığı başka türlü görür ve anlar.

Esasen bu, ilahi adaletin bir tecellisi olarak da görülebilir. Zira her birey görmesi, anlaması gerektiği kadarını alıyor zihinsel sürecine. Her insan belirli bir duygusal derinliğe inebiliyor, varlık âlemiyle ilişkisini kendi meşrebince, ağırlığınca kuruyor. Sahip olduğu zihinsel ve duygusal tasının hacmi kadar doluyor insan. Ve dolduğu kadar oluyor, kemale eriyor. Âdem; dolduğu ve kemale erdiği kadar insan oluyor ve âlem oluyor.

Sürekli genişleyen evrenin başlangıcı yaklaşık 13,8 milyar yıl önceye dayanıyor. Sayısız galaksi ve binlerce canlı türünün yer aldığı muazzam bir varlık âleminin içindeyiz. Tüm bu sistemler bütününün bir başlangıcı olduğuna göre, başlangıçtan önce ne vardı ve bütün bu düzen nereye doğru yol alıyor acaba? Bilim ve felsefenin bu kuşatıcı sorulara........

© Yeni Birlik