menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gassal furyası ve bir ünlünün vefatı

6 2
09.01.2025

Önce Gassal dizisi... İzleyen, yorumlar yapan, bilboardlarda “Ölünce beni kim yıkayacak?” ifadesinden sarsılan, etkilenen çoğu kimse, diziyi merak edip izlemeye başladı.

Ve dizideki ‘içim yanar yanar yanar ah’ nakaratlı şarkı, tam dillere pelesenk olmuştu ki, ardından şarkının sahibi sanatçının vefat haberi geldi. Böylelikle de hem ölüm gerçeği, hem sanatçının vefatı ve onun şarkıları, kaderî bir tevafuk ile iç içe geçmiş bir şekilde, zihinlerde, dillerde, yorumlarda yer etti.

Müzik ilgisi ve eğilimim, radyolu dönem çocuğu olduğum için oradan eve yayılan nağmelerden ibaretti. İbaret kelimesi eksik. Aslında çok geniş yelpazede, kaliteli ve sanatını hakkıyla icra eden sanatçıların evlerdeki sahnesiydi bu müzikler ve biz bizatihi olmasa da kulak aşinalığı ile, dolgun bir mûsîkî kültürüne farkında olmadan sahip olurduk.

O yıllarda Türk hafif müziği aranjman denilen, sonradan pop müzik olarak adlandırılan tür de liste başı olmaya, sanat ve halk müziklerini geride bırakmaya zorlasa da, kültürel aidiyet olarak bu ikisi her zaman daha revaçta ve tasvip edilen olurdu.

Müzik sevgisi ve tercihi de sanki bir kimlik tanımlaması sayılırdı. Caz, klasik Türk müziği, Batı müziği kategorileri hiç bir zaman ilgi alanıma girmese de onlardan da nağmesi kulağa hoş gelen bir kaçını elbette kabul edip dinlemişliğim var.

Arabeskin dünyamıza girmesi ise servisle okula gidip geldiğim yıllara tekabül eder. Bilmediğim, tuhaf ama dinledikçe aklımda kalan dilime yerleşen, bambaşka bir türdü bu. Müslüm Gürses yoktu ama bol bol Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur........

© Yeni Asya