Kur’ân’a vakfedilmiş bir ömür veya Nurcuların Hasan Ağabeyi...
1960’ların ortasında başlayan Nur yolculuğu onu hem mazideki ağabeylerle, hem mücahedelerle dolu geçmişteki Risale-i Nur Talebeleriyle ve evlendikten sonra muhterem eşiyle Anadolu’nun garip bırakılmış şehirlerindeki Kur’ân hadimleriyle seksen küsurluk bir ömrün çerçevesine sıkıştırdığından; diyoruz ki Hasan Şen Ağabey Nurcuların Ağabeyisi olarak vazifesini tamamladı…
Bereketli bir ömür… Mücahede dolu bir hayat… İstikametli bir çizgi ve Nur’un matbuattaki ilk süreli yayını Zülfikar’ın İzmir’den dalgalandırılmasından günümüz Yeni Asya’sı arasındaki bütün mecmua ve gazeteleriyle davasını seslendirmiş bir mücahit olarak aramızdan ayrıldı… 12 Mart’ın mahkûm etmeye çalıştığı 54’lüler davasından bu yana aynı cemaatte beraber olduk. Risale-i Nur davasını ihtilâllerle bitirmek isteyen habis ruhlularla mücadelesi esnasında beş defa tevkif edilmesine rağmen, hizmetten bir an bile geri durmadı.
Nurları, geçmişteki birçok ağabeyimiz gibi Peygamber Ocağında tanımış ve eski hayatını Günay’la birlikte defnederek, Hasan olarak Nurlarla yeniden dirilmiş… Münafık deccaliyetin (Neoliberallerin) Kemalistlerin yardımlarıyla gerçekleştirdikleri 12 Eylül’den önce; çoğu askerî kışlaların medrese vazifesi de gördüklerini, Cennete uçmuş ağabeylerin hatıralarından okuyoruz. Mehmet Kutlular gibi… Kemalizm’in henüz münafık dinsiz kimliğiyle bütün kışlaları zabt u rabt altına alamadığı zamanlarda, hayatlarının baharında bu ocağa giren Anadolu çocuklarının burada, okuma-yazma başta olmak üzere; meslek edindiklerini, Kur’ân öğrendiklerini veya Risalelerle dinlerini öğrenme imkânları bulduklarını, günümüzdeki idarecilerimize anlatmakta zorlanırız.
Neslimizin doğum tarihleri ekseriyetle meçhuldür. Büyüklerimiz yaşımızı yaklaşık olarak ifade ederlerdi. Tek partinin zalimane idaresinde, müstebit memurların meymenetsiz yüzlerini görmek istemeyen ahali, çocuklarının kimliklerini askere yakın, bazen tahsile/okula gidiyorsa veya askere........
