menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AB doğru anlaşılmazsa…

10 0
27.04.2026

Bediüzzaman’ın satranca benzettiği dünya siyasetini, mevcut çatışmaları ve perde önündeki kamplaşmaları doğru tahlil etmemiz, hadiselerin mahiyetlerine nüfuzla mütenasiptir. Bu ise önce Kur’ânî paradigmaları, sonra da doğrulanmış bilgileri gerektiriyor.

Bediüzzamanın Âhirzaman’ı tahlil eden Beşinci Şua eserinde, Hz. Mesih ile alâkalı bahislerinde ve ilgili mektuplarında ortaya koyduğu çerçeve veya harita esas alınmadan, zamanın olaylarını doğru analiz edemeyeceğimizi mütemadiyen söylüyoruz. Eski halin muhaliyeti, Birinci Dünya Savaşı öncesindeki klasik prensipler, gelişmekte olan teknolojiye şerirlerin insaniyetperverlerden önce erişebilmeleri, materyalist felsefenin mahsulü zehirlerle perişan olmuş dünyamızın sosyal hayatı ve yine Marksist ihtilâlcilerin çıkardıkları savaşların esas sebepleri; Doğu’nun veya Batı’nın klasik bilgileriyle anlaşılamıyor.

Bir hakikat daha var… Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun, hadiseler iç içe geçiyor. Sahnelerde her ne kadar millî devletlerin bayrakları görünse de; hepimiz biliyoruz ki esas aktörler globalce savaşıyorlar… Dünya ikiye bölünmüş durumda… Kuvvetli veya zayıf irtibatlarla bütün milletler bu iki kategori içinde yer alıyor… Bu hakikati; “demokrasiler cephesi” ile “global marksistler cephesi” olarak da tavsif edebiliriz. Bazen çok haklı bir cephede, karşı tarafın gizli müdahalesiyle öyle cinayetler işleniyor ki, bütün cepheyi mağlubiyete düşürecek kadar dehşetli oluyor.

İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağını yeniden öğrenmemiz lâzım. Zalime veya haksız bulduğumuza itiraz ettiğimizde, onların kendilerini müdafaalarına kulaklarını ve gözlerini kapatanlar da doğruyu zor bulabilirler. Çoğu kez, cinayetlerini, başkalarına yükledikleri cinayetlerle gizleyenlerle karşılaşıyoruz. İlim ve teknoloji ilerledikçe, insanların nefislerinden ve enaniyetlerinden çıkan şerler inceleşip derinlik kazanıyor.

Avrupa Birliği’nin dinî temellere oturtulmuş bir barış ve demokrasi projesi olduğunu bildiğimiz halde; hürriyeti ve demokrasiyi istismar eden Neoliberalleri İsevîlerden ve hakiki demokratlardan ayıramayanlar, genellikle ciğeri kediye........

© Yeni Asya