menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hislerin kıskacında gençlik: Bir imdat çağrısı

15 0
15.03.2026

Sokaklardan okullara, dijital ekranlardan aile sofralarına kadar her yerde bir "yön kaybı" yaşanıyor. Ancak asıl acı olan, bu yangını izlerken sebepler üzerine yeterince kafa yormuyor, kalıcı çözümler üretmekte geç kalıyor oluşumuzdur.

Asrımızın rehberi Bediüzzaman’ın o meşhur tespiti, bugünkü tablonun röntgenini adeta yıllar öncesinden çekiyor: “Gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler.”1 Bu cümle, bugün yaşadığımız pek çok sosyal yarayı açıklayan anahtardır. Gençlik, doğası gereği fırtınalıdır; ancak bu asırda o fırtınayı körükleyen, dünya hayatının geçici zevklerini "tek gerçek" gibi sunan devasa bir sektör var. His ve heves kördür; yarını görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ilerideki bir batman lezzete feda eder. Sonuç mu? Bir eğitimcinin öğrencisi tarafından hayattan koparıldığı, şiddetin sıradanlaştığı, manevî boşluğun nefretle doldurulduğu bir toplum...

Bu noktada çuvaldızı önce kendimize batırmamız gerekiyor. Anne ve babalık, sadece çocuğun biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Çocuk, aileye teslim edilmiş bir "emanet"tir. Bugün pek çok ebeveyn, çocuklarının dünyada "rahat" etmesi için çabalarken, onların ruh dünyalarını ve maneviyatlarını ihmal edebiliyor. Oysa bilinmelidir ki; manevi temeli olmayan bir hayat tarzında gerçek huzur ve saadet aramak, hayal peşinde koşmaktan farksızdır.

Gençliği bekleyen bir diğer büyük tehlikelerden biri "akran zorbalığı" adı altında masumlaştırılan şiddet sarmalıdır. Küçük yaşlarda müdahale edilmeyen, "çocuktur yapar" denilerek geçiştirilen her zorbalık, yarının organize suç örgütlerine,........

© Yeni Asya