Sofi Şahin’in kerameti
Göçerler bu yaylaya yüz yıllardır her yıl mayıs ayının sonlarına doğru gelir, kara çadırlarını kurar ve koyunlarını sonbaharın sonlarına kadar bu yaylada otlatırlar. Yaz aylarında bu yaylada daha önce hiç görmediğimiz değişik ot çeşitleri yeşerir. Rengârenk yeşermiş çiçekleri insan temaşa edince adeta dünyanın en güzel manzarasının hazzını alır. Her çiçeğin değişik bir kokusu vardır. Bu güzel rayihaların hepsi birleşince muazzam bir amber zenginliği olur. Bal arılarının yanı sıra diğer enva-ı çeşit arılar çiçekten çiçeğe konar. Değişik kuş türleri ve değişik kuş sesleri. Cennet misal bir yayla Talars köyü yaylası.
Yaylada irili ufaklı ondan fazla çeşme bulunur. Bu çeşmelerden biri hariç diğerleri, yerden çıkan suların aşağıya doğru akarak kendi yollarını bulması neticesinde, önlerinde tabiî gölcükler oluşturmuştur. Yazın ortasında suları buz gibidir. Bu çeşmelerden bir tanesi var ki en güzeli ve en görkemlisidir. Bu çeşmenin adı Mir Davut çeşmesi. Çeşmenin etrafı ince ve uzun taşlarla örülüdür. Ön tarafı çeşmeden akan sularla küçük bir gölcüğü meydana getirmiş. Bu gölün etrafıda ince ve uzun taşlarla örülüdür. Orta kısmında suyun tahliyesi için taştan bir oluk bulunmaktadır. Mir Davut zamanında göçerlerin Miriymiş. Aynı zamanda Talars köyü ve çevresinde bulunan diğer göçer obalarının da miri.
Said Nursî, 18-20 yaşlarında iken Talars köyünün bu yaylasına gelirmiş ve takriben yirmi gün kadar yaylanın ıssız yerlerinde tefekküre dalarmış. Ancak namaz vakitlerinde yaylanın hangi tarafında olursa da mutlaka Mir Davut çeşmesine gelir abdest alır çeşmenin üst tarafında bulunan düz bir taşın üzerinde huşu içerisinde namazlarını eda eder ve........
