menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir “iyi şahsiyet, kötü siyaset” örneği

22 0
20.04.2026

Bi’setten, yani Hz. Muhammed’e (asm) vahiy geldikten sonra İslâmiyeti kabul eden ilk grubun içindeki şahsiyetlerden biri de Bilâl-i Habeşî’dir.

Bu mübarek zât, ileride bir başka ilkin daha sahibi olacaktı: Resulullah’ın ilk müezzini. Yani, Ezân-ı Muhammedî’yi ilk okuma şerefine nail olan kişi…

Hz. Bilâl (ra), vaktiyle Mekke’de siyahî bir köle iken, Hicretten sonra Medine’de kurulan İslâm medeniyeti döneminde ayrıca Beytü'l-mal, yani Hazineden sorumlu sahabe oldu. Bu vazifeye de, doğrudan Resulullâh’ın tensibiyle getirildi. Bütün bunlar gösteriyor ki, sesi güzel olan bu mübarek zât, aynı zamanda son derece güvenilir bir şahsiyettir.

Bilâl-i Habeşî’nin bir başka özelliği de şudur: Hz. Muhammed’e (asm) peygamberliğine iman ettikten sonra, Resul-i Ekrem’in yanından ve onun izinden hiç ayrılmadı. Onunla birlikte bütün savaşlara iştirak etti. Kezâ, onun müezzinliğini hiç bırakmadı.

Hz. Bilâl (ra), Hz. Muhammed’e (asm) biat edip Müslüman olduktan sonra, dayanılmaz işkencelere mâruz kaldı. Köle olarak onun sahibi durumunda olan Ümeyye bin Halef isimli zengin müşriğin, hem ona, hem annesine yapmadığı işkence kalmadı.

Bu duruma ziyadesiyle üzülen Hz. Ebubekir (ra), Emevî asıllı Halef’e gidip Bilâl’e yaptığı işkenceden vazgeçmesini söyledi. Halef ise, Hz. Ebubekir’e şu karşılığı verdi: Onun ahlâkını bozan sensin. Onu bizden ve taptıklarımızdan uzaklaştıran senden başkası değildir. 

Bunun üzerine, Hz. Ebubekir ona şu teklifte bulundu: Benim yanımda Bilâl’den........

© Yeni Asya