menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cehalet düşmanına karşı...

17 0
23.03.2026

Müslümanların çoğunlukla yaşadığı ülkelerin sürekli krizlerden krizlere yuvarlanmasının esas sebebi “cehalet düşmanı”nın farkına varmamak olsa gerek. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin “cehalet”i en büyük düşmanlar arasında saymasının tesadüf olmadığını yaşadığımız hadiseler sebebiyle bir defa daha anlamış oluyoruz.

Hatırlanacağı üzere Bediüzzaman şöyle der: “Bizim düşmanımız cehalet, zarûret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz.” (Tarihçe-i Hayat, s. 57.)

İslâm dünyası ve ülkemiz, bu üç büyük düşmana karşı tavsiye edilen “silâhlar”a ne ölçüde sahip? Cehaleti mağlup etmenin sadece okul açmakla mümkün olmadığını her halde herkes idrak etti. Ülkemizdeki mevcut eğitim sisteminin cehaleti mağlup ettiğini kim söyleyebilir?

Her kriz döneminde “birlik ve beraber-lik”ten bahseden idareciler hadiseye bu pencereden baksa ve krizler öncesinde “sanat, marifet, ittifak” konusuna gerekli ehemmiyet verilse çok daha iyi olmaz mıydı? Risale-i Nur eserlerindeki bu mesele bile tek başına krizleri aşmada çare sunduğuna göre bu tavsiyelere kulak vermemek kabul edilebilir mi?

Esasında Risale-i Nur eserlerinin kıymetini bilmemek, onu takdir etmemek de bir başka cehalet yansıması olarak görülmeli. İnsanların kalplerini fetheden, ebedî hayatlarının kurtulmasına vesile olan bu eserler çok daha fazla sahip çıkılmayı hak etmiyor mu?

Tabiî ki bu eserleri takdir eden ve istifade eden milyonlar var. Ancak cehaletleri sebebiyle bu Kur’ân tefsirini yeteri kadar tanımayanlar da bulunuyor. Bir adım daha........

© Yeni Asya