ABD-(İsrail)-İran Savaşı - 3
ABD bu savaşa girmeden önce Venezuela gibi dünya petrolünün, 308 milyar varille en yüksek oranda olduğu bir ülkeye çökmüş, petrolünü, LNG ve nitelikli toprak elementlerini elde etmiş bir yapı içinde geldi. Amerika bu manada Hürmüz Boğazının kapatılmasıyla arzın daralması sonrası sahip olduğu Venezüela petrolünü el altından pazarlamış olabilir mi? Amerika’nın petrol sattığını düşünebilir miyiz? Uzak ihtimal değil.
ABD, İran’ın nükleer ve enerji santrallerini vurmayarak İran’ı barış masasına oturtmak istiyor. İran’ın altyapısı ile birlikte enerji ve nükleer santrallerinin tamamen yok edilmesi çok daha ciddi sıkıntılı bir süreci tetikleyecektir. ABD bunu koz olarak kullanarak, İran’ın elinde bulunan 450 kiloya yakın zenginleştirilmiş Uranyumu almanın peşinde. İran kolay kolay evet demeyecektir, çünkü Ummanlı diplomatların başkanlığında Cenevre’de yapılan ve anlaşma sağlandı şeklindeki açıklamanın hemen ertesinde savaşı başlatan ABD oldu. Kapalı kapılar ardında hem İran’a saldırıyor hem de uranyum pazarlığı içinde bir tutum sergiliyor. Çin, Rusya ve Kuzey Kore zenginleştirilmiş uranyumun ABD’nin eline geçmesini istemiyorlar. Bu yüzden savaşın seyri İran’a el altından yardım etmeye başladıkları için değişti. İran’ın elinde var olduğu söylenen uzun menzilli (Kuş uçuşu 4000 km’de mesafe) balistik füzelerin İran’ın teknoloji altyapısı ile yapılabilmesi mümkün mü?
İran’ın elindeki uranyuma sulanan ABD aynı zamanda İran’ın bölgede güçlü bir şekilde kalmasını da planlıyor. İran’ın rejim değişikliği olmasa bile, savaşa rağmen bölgede kalmasını isteyen Amerikan derin yapısı söz konusu, sebep olarak bakıldığında Savaş Bakanı Hegseth’in bunu net olarak ortaya koyduğu söylenebilir. "Bizim düşmanımız Şiî, Sünnî fark etmez, İslam” olarak........
