28 Şubat 1997
Ben 29 yaş daha gençtim o yıllarda. Çok net hatırlıyorum. “Başı örtülü öğrenciler ve memurların başları açılacak” dedi bir zihniyet.
Cevap çok netti: ”Ben inancım için başımı örtüyorum. Kadının tesettürü için birçok ayet ve hadisler var. Siyasî bir kimliğim yok. Allah’ın emri var. Ben Allah emrettiği için başımı örtüyorum. Başımı açmayacağım.”
Bin yıl sürmesi hedeflenen 28 Şubat yeni neslin hatırlamadığı bir anekdot olarak kaldı.
Birilerinin yaşamadığı bir acı üzerinden ahkâm kesmesi ne kadar komik oluyor diye düşünüyorum. Bu sıkıntıyı yaşayan başörtülülerin bazıları, anne babalarından, eşlerinden destek alamadıkları için çok sıkıntı çekti.
Bir günde işlerinden atılan memurlar. Geçim sıkıntısı yaşayan aileler. Okula alınmayıp eğitim hakları gasp edilen öğrenciler... Ailelerinin yanına dönmek zorunda kalan kızlar…
Müfettişler neredeyse her hafta öğretmenleri, daha doğrusu başörtülü öğretmenleri ziyaret ediyordu. Müfettişlerin beylik bir repliği vardı o yıllarda: “Hoca hanım çok başarılı ve özverili bir öğretmen olduğunuzu görüyoruz. Benim babaannem de baş örtülüydü. Biz başörtüsüne karşı değiliz........
