menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşağıya doğru yarış

13 0
25.06.2026

Küreselleşmenin hız kazandığı son kırk yılda dünya ekonomisi yalnızca mal, hizmet ve sermaye akışının artışıyla değil, aynı zamanda devletler arasında giderek keskinleşen bir rekabet biçimiyle de şekillendi. Bu rekabetin en tartışmalı boyutlarından biri ise “aşağıya doğru yarış” (race to the bottom) olarak adlandırılan süreçtir. Temel olarak ülkelerin yabancı yatırım çekebilmek, sermaye çıkışını engellemek ve küresel üretim zincirlerinde daha cazip hale gelmek amacıyla vergi oranlarını düşürmesi, işgücü standartlarını esnetmesi ve düzenleyici çerçeveleri zayıflatması anlamına gelir.

Bu süreç ilk bakışta ekonomik büyümeyi teşvik eden bir strateji gibi görünse de uzun vadede sosyal devlet yapısını zayıflatan, gelir dağılımını bozan ve ülkeler arasında yapısal eşitsizlikleri derinleştiren bir dinamik yaratmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından bu yarış, kısa vadeli yatırım kazanımları ile uzun vadeli kurumsal erozyon arasında sıkışmış bir politika alanı doğurur.

VERGİ REKABETİNDEN YAPISAL BASKIYA

“Aşağıya doğru yarış”ın en görünür alanı vergi politikalarıdır. Çok uluslu şirketlerin üretimlerini farklı ülkelere kaydırabilme esnekliği, devletleri kurumlar vergisi oranlarını düşürmeye zorlamaktadır. Bu durum yalnızca vergi oranlarıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda vergi istisnaları, muafiyetler ve özel ekonomik bölgeler üzerinden de derinleşir.

Bu süreçte ülkeler, özellikle sermaye çekebilmek için birbirlerine benzer şekilde “daha düşük vergi, daha az düzenleme” modeline yönelir. Ancak bu durum kamu gelirlerinde daralma yaratarak eğitim, sağlık ve altyapı gibi temel kamu hizmetlerinin finansmanını baskı altına alır. Sonuçta devletler, yatırım çekme ile sosyal harcamaları sürdürme arasında zor bir denge kurmak zorunda kalır.

EMEK PİYASALARINDA STANDARTLARIN AŞINMASI

Aşağıya doğru yarış yalnızca vergi politikalarında değil, emek piyasalarında da kendini gösterir. Küresel rekabet baskısı altında bazı ülkeler işgücü maliyetlerini düşürmek amacıyla iş güvenliği standartlarını gevşetebilir, sendikal örgütlenmeyi zayıflatabilir veya çalışma saatlerine ilişkin düzenlemeleri esnetebilir.

Bu durum kısa vadede üretim maliyetlerini azaltabilir; ancak........

© Yeni Ankara