Bayramda barış, sofrada bolluk, ülkede demokrasi!
Kurban Bayramı'nın birinci gününü bugün idrak ediyoruz.
Bayramlar; bir toplumun ortak sevincini, yardımlaşma duygusunu ve kardeşlik hukukunu tazelediği, dargınlıkların unutulduğu kutsal zamanlardır.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez" diyerek işaret ettiği o birlik ve beraberlik ruhu, milletimizin en büyük gücüdür.
Bu şuurla idrak ettiğimiz bayramlar, milletimizin "bir olma" iradesinin en güçlü sembolü olmuştur.
Ancak bugün, bu anlamlı güne dair içimizde buruk bir his var.
Bayramlar, sadece bir takvim yaprağı veya resmi bir tatil değildir.
Bayramlar, "etme bulma dünyası" olan şu kısa hayatta, komşusunun sofrasını sormak, hakkı ve adaleti gözetmek, mazlumun yanında durmaktır.
Bayramın Ruhu: Adalet ve Vicdan
Bugün ülkemizde demokrasi, hukuk ve adalet tartışmaları tam ortasındayken, bayramın bize verdiği en büyük mesaj "hesaplaşmak değil, helalleşmektir."
Ancak helalleşme, bir mağduriyetin görmezden gelinmesiyle değil, adaletin........
