menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO: Sığıntılıktan sığınaklığa

3 0
friday

İsmet İnönü, Türkiye’nin NATO’ya üyelik başvurusunu yaptığında, doğru bir adım atmıştı. Adnan Menderes de aynı doğru çizgide ilerledi.

Çünkü Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği, sadece Batı Avrupa’yı değil, Türkiye’yi de tehdit ediyordu. Kars ve Ardahan’ın kendisine verilmesini istiyor, Türk Boğazlarından da üs talep ediyordu.

Elbette Sovyet Rusya’nın şakası yoktu. Olmadığını; sadece Almanya’nın doğusunu işgal ederek değil, aynı zamanda Çekoslovakya ve Macaristan’ı işgalle de göstermişti.

Kibirli Batı, Türkiye’nin NATO üyeliği için başlangıçta burun kıvırdı. Fakat Kore Savaşı’nda paçaları tutuşunca, Türkiye’nin anlamını biraz kavradılar.

Dış kapının bekçiliği niyetiyle de olsa, Türkiye’yi kabul ettiler. Daha düne kadar bizim için NATO’nun Güney Kanadını beklemek ve muhtemel Sovyet saldırısını bir süre oyalamak gibi ‘önemli’ bir vazife öngörmüşlerdi.

Adımız ‘müttefik’ olsa da, bize her zaman ‘hasım’ muamelesi yaptılar. Türk Hükümetinin bilgisi ve onayı dışında, içimizde ‘Kontrgerilla’ yapılandırdılar.

HER NE KÖTÜLÜK GELDİYSE ORADANDI

Devletimize karşı, bizzat iç bünyemizde terör yapıları kurdurdular. Türkiye’yi bölmek için ellerinden geleni arkalarına koymadılar. Bölemeyince, oyalamayı denediler. Bilumum terör örgütlerinin arkasında durup, üzerimize saldılar.

Başta savunma sanayimiz olmak üzere, yerli ve millî sanayimizi baltaladılar.

Her şeye rağmen vatan için bir şeyler yapmak isteyenlere karşı sabotajlar ve suikastlar düzenlediler.

İçimizden devşirdikleri ‘NATO’cu subayları’ kullanarak, her lazım olduğunda iktidarlara karşı darbe yaptırdılar.

Türkiye’yi; sulandıkça büyüyen,........

© Yeni Ankara