Yalova’dan Ortadoğu’ya
Her şeyden önce Allah çocuklarımızın Şehadetini kabul etsin. Yaralılarımıza da acil şifalar ihsan etsin.
Yalova’da yaşanan IŞİD hadisesi, münferit bir güvenlik olayı olarak mı ele alınmalıdır, yoksa Ortadoğu’da uzun süredir devam eden yapısal bir radikalleşme sürecinin Türkiye’ye yansıyan bir tezahürü olarak mı? Bu soruya verilecek yanıt, meselenin yalnızca emniyet ve istihbarat boyutuyla mı, yoksa daha geniş bir sosyo-politik bağlam içinde mi okunacağını belirleyecektir.
Ortadoğu’da radikal örgütlerin ortaya çıkışı gerçekten ideolojik bir “sapma” mıdır, yoksa devlet kapasitesinin aşınması, toplumsal sözleşmelerin çökmesi ve dış müdahalelerle derinleşen krizlerin doğal bir sonucu mudur? Irak ve Suriye örnekleri bize ne söylüyor? Merkezi otoritenin zayıfladığı, hukukun askıya alındığı ve kimliklerin güvenlik meselesi hâline geldiği alanlarda radikal yapıların bir “alternatif düzen” iddiasıyla sahneye çıkması tesadüf mü?
Lazkiye başta olmak üzere Suriye’nin sahil kuşağında dönem dönem yükselen mezhepsel gerilimler, yalnızca iç savaşın artçı sarsıntıları olarak mı değerlendirilmelidir? Yoksa bu gerilimler, mezhebin siyasal ve askerî bir araç hâline getirildiği daha geniş bir bölgesel mühendisliğin parçası mıdır? Mezhep kimliği neden tam da kriz anlarında bu kadar kolay mobilize edilebilmektedir?
Bu noktada kaçınılmaz olarak büyük güçler meselesi gündeme gelmektedir. ABD, Rusya ve İsrail’in Ortadoğu’daki pozisyonları gerçekten radikal örgütlerle mücadeleye mi odaklıdır, yoksa bu yapılar zaman zaman kontrol edilebilir........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Chester H. Sunde