menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oyun, gelişimin ta kendisidir

4 0
26.02.2026

Çocuk oyun oynarken aslında geleceğini prova eder. Biz çoğu zaman oyunu bir eğlence, bir vakit geçirme aracı, hatta bazen “ödül” gibi görürüz. Oysa gelişimsel psikoloji bize çok net bir şey söylüyor: Oyun, çocuğun hayatı önceden deneyimleme alanıdır.

Henüz yaşayamayacağı durumları oyun içinde yaşar çocuk. Bir sınıf yönetir, bir hasta iyileştirir, bir gemi kaptanı olur, bir kahraman olur. Güçsüz hissettiği anları tersine çevirir. Korkularını küçültür, cesaretini büyütür. Oyun onun için bir sahnedir; hayatın minyatürüdür.

Psikolojide “katharsis” diye bir kavram vardır. Bastırılmış duyguların güvenli bir ortamda dışarı çıkması, arınması demektir. Çocuk için oyun tam olarak budur. Kızgınlığını, kıskançlığını, hayal kırıklığını oyun içinde yeniden kurar. Kaybeder, üzülür, ama tekrar dener. Bu tekrar, sadece oyunu değil, karakterini de inşa eder. Dayanıklılık dediğimiz şey, çoğu zaman bir oyun sahnesinde filizlenir.

Grup içinde oynanan oyunlar ise çocuğun sosyal kimliğini şekillendirir. Sıra beklemeyi, kurala uymayı, bazen lider olmayı bazen de bir lideri takip etmeyi öğrenir. Empatiyi kitap okuyarak değil, arkadaşının yüzündeki ifadeyi görerek geliştirir. Yetişkin dünyasında “ekip çalışması” dediğimiz becerinin temeli, çocuklukta oynanan oyunlardır.

Biz yetişkinler çoğu zaman bilgiyi anlatarak öğretmeye çalışıyoruz. Oysa çocuk yaşayarak öğrenir. Dikkatini toplaması gerektiğini söylemek başka, dikkat gerektiren bir oyunun içinde bunu deneyimlemesini sağlamak başkadır. Sabırlı olmayı öğütlemek başka, sıra beklediği bir oyunda sabrı bizzat deneyimlemesi başkadır. Deneyimsel öğrenme, bilgiyi zihne değil sinir sistemine yerleştirir. Kalıcı olan budur.

Bugün çocuklar ekran karşısında daha fazla, hareket alanı daha dar, sosyal temas daha sınırlı. Oyun azaldıkça sadece enerji değil, duygusal boşaltım alanı da azalıyor. Oysa oyun çocuğun psikolojik güvenlik alanıdır. Hata yapabileceği, kaybedebileceği, tekrar deneyebileceği güvenli bir laboratuvardır.

Eğitim doğaya rağmen değil, doğayla birlikte tasarlanmalıdır. Çocuğun doğası oyundur. Oyunu eğitimden çıkardığımızda öğrenmeyi zorlaştırırız; oyunu merkeze aldığımızda öğrenme hızlanır, derinleşir ve kalıcı olur.

Oyun bir lüks değildir. Bir boş zaman etkinliği hiç değildir. Oyun, gelişimin ta kendisidir.

Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şudur: Çocuk oyun oynarken zaman kaybetmez. Hayata hazırlanır.


© Yeni Ankara