Bayram Okumalarım
“Genç Namık Kemal, bir gün "Encümen-i Şuara" arkadaşlarından Leskofçalı Galib'in divanını karıştırırken:
Olup mecrûh-i peykân-ı havadis tâir-i devlet Demâdem hûn akar çeşmim gibi enzâr-ı milletten. (Kader okundan yaralanan devlet kuşunun Millet (adlı) kanadından gözüm gibi daima kan akar)
beytine rastlıyor. Yıldırımla vurulmuşa dönüyor. Kâni Paşazâde Rıfat Bey'e yazdığı bir mektupta bundan şöyle bahsediyor:
"Kıraatinden hâsıl olan teessürümü nasıl tarif edebileceğimi bilmem. Dünyada ne kadar âlâm ve ekdâr var ise cümlesi başıma üşüp bi-ihtiyar sokağa fırladım. Tavr u hareketimi gören mutlaka divāne zannederdi."
Burada, vatan ve millet konuları karşısında derin ve şiddetli heyecan duyan bir mizacın ifadesini buluyoruz.
Edebiyat dünyasına geçen Nâmık Kemal, bu mizacın büyümüş ve yükselmiş bir heykelidir. Leskofçalı Galib, eski tarzda güzel şiirler yazan, tasavvufa meyyal, rindmeşrep bir şairdi. Büyük bir vatanperver ve kahraman değildi. Nâmık Kemal, Hürriyet Kasîdesi'nin kıvılcımını ondan alıyor. Fakat bu kıvılcımdan bir yangın, bir ihtilâl yangını çıkıyor. Hürriyet Kasidesi, vezin, kafiye ve ilham bakımından yukarı ki beyitten geliyor. Fakat Nâmık Kemal'in bu manzumeyi,........
