menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erol Çatma’nın eski TKP’ye ilişkin bir değerlendirmesi

42 0
17.02.2026

www.yildirimkoc.com.tr

Erol Çatma’yı tanımayanlara tanıtmanın bence en kolay yolu, Osmanlı tarihi konusunda dünyaca ünlü Donald Quataert’in 2006 yılında yayımlanan kitabında ona saygılarını sunduğu bölümdür (“I offer my respects to Erol Çatma, a retired mine foreman who has learned Ottoman Turkish on his own initiative and is now writing on the history of the Ottoman Zonguldak miners.” Donald Quataert, Miners and the State in the Ottoman Empire The Zonguldak Coalfield, 1822–1920, Berghahn Books, New York, 2006;5-6)

Kitabın Türkçe’sinde bu bölüm şu şekilde verilmiştir: “Kendi kendine Osmanlı Türkçesi öğrenmiş ve şu an Osmanlı Zonguldak madencilerinin tarihini kaleme alan emekli maden çavuşu sayın Erol Çatma’ya saygılarımı ifade etmek isterim.” (Quataert,D., Osmanlı İmparatorluğu’nda Madenciler ve Devlet, Zonguldak Kömür Havzası 1822-1920, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, 2009;5-6)

Bildiğim kadarıyla, Donald Quataert’in “saygılarını sunduğu” başka kimse yoktur. 

Peki, kim bu Erol Çatma? Niçin bu kadar önemli?

Erol Çatma ve ben, çok eski arkadaşız. Aynı yaşlardayız. Epey sık haberleşiriz. 

Erol uzun yıllar Ereğli Kömür İşletmesi’nde (günümüzdeki Türkiye Taşkömürü Kurumu) madenci olarak çalıştı. Eski TKP üyesiydi. 12 Eylül 1980 sonrasında TKP davasından hüküm giydi ve üç yıl hapis yattı. 

Erol Çatma, kendi kendine Osmanlıca öğrendi. Bana anlattığına göre, patates ve soğan toptancısı bir kişinin çürük patates ve soğanlarını ayıklama karşılığında ondan eski yazıyı öğrenmiş. Madenlerde bazen kömür alındıktan sonra boş bırakılan yerler vardır. Erol Çatma, madende çalışırken, böyle yerlerde daha 19. yüzyıldan kalma maden defterleri bulmuş ve bunları yok olmaktan kurtarmış. Daha sonra da bu defterleri incelemiş. Elde ettiği bilgileri de kitaplara aktardı. Kömür Tutuşunca, Asker İşçiler, Zonguldak Madenlerinde Hükümlü İşçiler ve Zonguldak Taşkömürü Havzası Tarihi isimli yayımlanmış kitapları var. Zonguldak madenleri konusunda dünya çapında bir uzman. 

ODTÜ’de ders verirken, bir keresinde kendisinden rica ettim; kırmadı, dersime geldi. Öğrencilere bir konuşma yaptı. Bilim insanı nasıl olunura bir örnek olduğunu sanıyorum. 

Benim çok sık kullandığım bir örnek, insanlarımızın ancak oturdukları minder tutuştuğunda ayağa kalkacağı benzetmesidir. Bunun da patenti Erol Çatma’ya ait. 

Erol Çatma, eskiden üyesi bulunduğu eski TKP’ye ilişkin bazı gözlemlerini iletti. Ben de, onun izni ve onayıyla, bunu gönderildiği biçimiyle aşağıda sunuyorum.

Sevgili arkadaşım Erol Çatma hâlâ Türkiye işçi sınıfı ve özellikle Zonguldak tarihi konusundaki çalışmalarını sürdürüyor. Yeni yeni kitaplar hazırlıyor. 

SENDİKALİZM VE TKP’NİN SONU

Aşağıda yazdıklarım birilerini karalamak amacı taşımamaktadır. Ben kendi konumumla birlikte; 12 Eylül’ün tahlilinde ve tutuklanma sürecindeki geçen olaylarda, (Yoldaşlarımı layıkiyle koruyamadığım için) Parti Tüzüğüne göre kendimi suçlu görüyorum. Partiye ve İl Sekreterine olan kayıtsız şartsız güvenimin kötüye kullanılması, suçluluk payımı azaltırsa da durum budur. Bütün olumsuzlukların asıl nedeni; dikine hiyerarşik yapıdaki partinin, alt katmanlarını bir “Ümmet” olarak şartlandırması, devrimci bir ruhla yetişmemiş olmamızdır.

Bizden başkası yoktu; en doğru bizdik, Merkez Komite ne derse doğru söylerdi. Genel Sekreter İsmail Bilen, Merkez Komitenin başıydı. İsmail Bilen, Zeki Baştımar’ın tasfiyesi ile TKP Genel Sekreteri oldu. Baştımar çok zaman geçmeden aniden kayboldu veya öldürüldü. İsmail Bilen’e şansı yardım etmişti, DİSK’in gelişmesi ve içerdeki eski TKP kadrolarının etkin olması hiç alakası olmadığı halde İsmail Bilen’in yıldızını parlattı. Ne şekilde olursa olsun, o dönemde hızlanan Sendikalizm ve buna bağlı sendika ağalığını, sınıf ve devrim mücadelesi diyerek bizi kandırdılar. Bunu da; “Atılım” imgesi ile İsmail Bilen’e bağladılar. Oysa DİSK’in kuruluşuyla ve yükselişiyle İsmail Bilen’in hiçbir alakası yoktu. Olay; İbrahim Güzelce ve Türkiye İşçi Partisi’ne dayanıyordu. 1965 Zonguldak maden işçilerinin direnişi DİSK’in kuruluşunu hızlandırdığı gibi, 12 Mart çıkışı da sol hareketin güçlenmesini........

© Veryansın TV