menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğan Avcıoğlu ve Yön Bildirisi

14 1
26.01.2026

Yıldırım Koç yazdı…

www.yildirimkoc.com.tr

Yön’ün ilk sayısı 20 Aralık 1961 tarihinde yayımlandı. İlk sayıda Yön Bildirisi ve ilk imzacıların listesi açıklandı. Bildiriyi ilk aşamada 164 kişi imzaladı. Ardından imzalayan 878 kişiyle birlikte, imzacıların toplam sayısı 1042 oldu.

Yön Dergisi, bu kadar çok kişiyi bir araya nasıl getirebildi?

Doğan Avcıoğlu, kamuoyunda ve aydın çevrelerde iyi tanınan bir kişiydi. Bu sayıya ulaşılmasında birinci etmen Doğan Avcıoğlu’nun daha önceki başarılı çalışmalarıdır.

Doğan Avcıoğlu, yurtdışındaki eğitiminden Türkiye’ye döndüğünde 1957 yılı sonunda Cumhuriyet Halk Partisi araştırma bürosuna katıldı. Bu büroda çeşitli raporlar hazırladı ve bunlar yayımlandı.

1961 yılında Mümtaz Soysal ve Coşkun Kırca ile birlikte CHP kontenjanından Kurucu Meclis üyesi oldu. Kurucu Meclis’te Anayasa Komisyonu üyeliği yaptı.

Doğan Avcıoğlu, bu görevlerinin yanı sıra, zekası, bilgi birikimi, çalışkanlığı ve üretkenliği sayesinde çok geniş bir aydın çevresinde saygınlık kazandı.

Yön Bildirisi’nin çok geniş bir çevre tarafından imzalanmasının birinci nedeni, Doğan Avcıoğlu’nun kişisel özellikleridir.

İkinci neden, 27 Mayıs Devrimi sonrasında ortada bir program boşluğunun bulunmasıdır.

27 Mayıs’ı yapanlar çok genel talepler dışında ekonomik, siyasal ve toplumsal konularda bir program hazırlamamışlardır. Bu konuda ülke aydınlarının katkılarını bekliyorlardı. 27 Mayıs sonrasında kurulan Milli Birlik Komitesi’nin dolduramadığı boşluğu doldurmaya Doğan Avcıoğlu ve Yön talip oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuda yapabileceği katkıları geçmişte hazırlamış olan kişilerin başında Doğan Avcıoğlu geliyordu. CHP’nin söyleyecek yeni tezleri yoktu.

Türkiye İşçi Partisi 13 Şubat 1961 tarihinde sendikacılar tarafından kurulmuştu; ancak kurulduğunda bir parti programı bile hazır değildi. TİP ancak 1962 yılı Şubat ayında Mehmet Ali Aybar’ın genel başkanlığıyla birlikte bir aydın kadrosuna ulaştı.

Üçüncü neden, Yön Bildirisi’nin, imzacılar arasında tartışma yaratabilecek konulara değinmeyen ve epeyce sığ çizgisidir. İnsanlar böylesine bir metni imzalamakta sakınca görmediler.

Yön Bildirisi’nin bazı özellikleri bu durumu gösterecektir.

Atatürk’ün 1937 yılında Anayasaya eklettiği altı ilke, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik, devrimcilik, devletçilik ve halkçılık idi. Yön Bildirisi’nde bu altı ilkenin dördünün (milliyetçilik, laiklik, cumhuriyetçilik, halkçılık) adı bile geçmiyordu. Bildiri’de iki yerde “Atatürk devrimleri” ifadesi bulunmaktaydı. Devletçilik ise ele alınmıştı.

Bildirgede, sosyalizm, kapitalizm, emperyalizm, yabancı sermaye, toplumculuk, sömürü, Atatürkçülük ve Kemalizm sözcükleri de yoktu.

Bildirge, “Atatürk devrimlerinin amacı olan Batılılaşmak” diye başlamaktaydı. Atatürk devrimlerinin amacının çağdaşlaşmak olduğu bilinmektedir.

Bildirge’nin önemli bölümleri aşağıda sunulmaktadır:

“Türk halkının, çok çetin iktisadî, siyasî ve sosyal meseleler ortasında, kendisini bütün özlemlerine kavuşturacak bir yön aramakta olduğu bu günlerde, toplum hayatının çeşitli kesimlerinde görev almış olan bizler, altına imzalarımızı attığımız bu bildiri ile, ortak inançlarımızı açıklamayı doğru bulduk. Böyle bir bildirinin meselelerimizi çözmekte faydalı olabilecek olumlu tartışmalara yol açacağını düşünüyoruz.

“Atatürk devrimleriyle amaç edinilen çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmanın, eğitim dâvasını sonuçlandırmanın, Türk demokrasisini yaşatmanın, sosyal adaleti gerçekleştirmenin ve demokrasi rejimini sağlam temeller üzerine oturtmanın, ancak, iktisadî alanda hızla kalkınmakta, yani millî istihsal seviyesini hızla yükseltmekte göstereceğimiz başarıya bağlı olduğuna inanıyoruz. (…)

“Atatürk devrimlerinin amacı olan Batılılaşmak” (…)

“Bugün Türk toplumuna yön verebilmek durumunda bulunan öğretmen, yazar, politikacı, sendikacı, müteşebbis ve idareci gibi kimselerin, belli bir kalkınma felsefesinin ana hatları üzerinde anlaşmaya varmalarını zarurî sayıyoruz.” (…)

“İşin en hazin tarafı, Türkiye’nin kaderine hâkim olabilecek durumda bulunan çevrelerde, karşı karşıya bulunduğumuz çetin meselelerin şuuruna henüz varılmamış olmasıdır. Bu çevrelerce benimsenen ve uygulanabilecek olan bir kalkınma felsefesi yoktur. Kalkınmanın anlamı bütün genişliği ile anlaşılamamıştır.”........

© Veryansın TV