Savaş Sonrası Suriye: Türk Dünyasının Bölgesel Konumun Yeniden İnşasındaki Rolü.
2011 yılında mübarek Suriye Devrimi’nin başlamasıyla birlikte ülke, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeylerde çok katmanlı ve köklü dönüşümlere sahne olmuştur. Ancak altmış yılı aşkın süredir devam eden zulüm ve baskı döneminin sona ermesi ve ülkenin özgürleşmesiyle birlikte Suriye, yeniden inşa ve bölgesel entegrasyon sürecine yönelmiştir. Bu yeni aşamada, istikrar ve kalkınmayı temin edecek şekilde dış politikanın yeniden yapılandırılması zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni bölgesel oluşumların ortaya çıktığı bir dönemde, Türk dünyasına açılım Suriye açısından giderek artan stratejik bir önem kazanmaktadır.
Suriye’nin Orta Doğu ile Orta Asya’yı birbirine bağlayan bir kavşak noktada yer alması, ona Türk dünyasına yönelme ve bu coğrafyayla bütünleşme açısından özgün bir jeopolitik konum kazandırmaktadır. Türk dünyası; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın yanı sıra Kafkasya ve Doğu Avrupa’daki diğer Türk topluluklarını da kapsamaktadır. Bu geniş coğrafi uzanımın değerlendirilmesi, Suriye devleti açısından Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi, lojistik ve enerji bağlantı projelerinden faydalanılması ve ülkenin Akdeniz ile Orta Asya arasında bir bağlantı noktası haline getirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, Suriye ile Türk dünyası arasındaki ilişkiler yeni değildir; özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine uzanan derin tarihsel köklere sahiptir. Sanat, dil, mimari ve mutfak kültürü gibi alanlardaki ortak miras ile Suriye’de yaşayan ve Türk dili ile kimliğini koruyan Türkmen topluluğunun varlığı, bu tarihsel sürekliliğin somut göstergeleridir.
Bu kültürel yakınlık, toplumlar arasındaki psikolojik bariyerleri aşacak şekilde kültürel, siyasal, ekonomik, eğitsel ve medya alanlarında ilişkilerin........
