menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği

28 0
12.03.2025

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, her dört ve beş yılda bir gündeme gelen, tarihsel bir süreç ve günümüzün çalkantılı siyasi, ekonomik ve kültürel dinamikleriyle şekillenen bir meseledir. 1987’de tam üyelik başvurusu yapılmış, 1999’da aday ülke statüsü kazanılmış olsa da, geçen on yıllar süresince müzakerelerde beklenen ilerleme kaydedilememiştir. Günümüzde artan ekonomik belirsizlikler, küresel ve jeopolitik krizler bu süreci daha da içinden çıkılmaz, karmaşık hale sokmuştur.

Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomisi ve en etkili ülkesi olan Almanya, Türkiye’nin üyeliğine mesafeli yaklaşan ülkelerin başında geliyor. Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2017'de yaptığı açıklamada Türkiye’nin AB’ye hiçbir zaman tam üye olmaması gerektiğini savunmuştu. Bunun arkasında yatan temel nedenlerden biri, Türkiye’nin AB içinde nüfus bakımından Almanya’yı geçme potansiyeline sahip olması yatıyordu. Eğer Türkiye AB’ye tam üye olursa, Almanya’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki nüfusa dayalı ağırlığı azalacak, bu da Almanya’nın AB içindeki liderliğini tehdit edebilecek bir gelişme olacaktı.

Avrupa Birliği, ekonomik istikrar ve uyum prensipleri etrafında şekillenen bir yapı olarak, üye ülkelerinin kalkınmasını ve dengeli bir büyümeyi temel alıyor. Yunanistan gibi az nüfuslu küçük bir ülkenin 2009’daki ekonomik krizi, AB’yi zor durumda bırakmıştı. Bu bağlamda, resmi rakamlara göre 85 milyonluk Türkiye’nin ekonomik kırılganlıklarının AB’ye yük oluşturacağı ve AB’nin böyle bir yükü kaldıracak gücünün olmadığı da tartışılan konular arasında yer alıyor.

Türkiye'nin AB üyeliğinin önündeki engellerden biri de göç meselesi olarak görülüyor. Türkiye, 18 Mart........

© tv100