AFFEDİN ÇOCUKLAR!
Bir bakışın inleyebileceğini hiç düşündünüz mü? Yani sesini duymasanız bile, içinde taşıdığı yalnızlıkla titrediğini…
Sessiz bir çığlık gibi. Etrafında dönen niyetlerin ağırlığı altında ezilen bir ifade.
Bazen bir dava olur insanın içinde. Sonu gelmeyen bir adaletsizlik, yerinden kıpırdamayan bir haksızlık, hiç dinmeyen bir sızı… Kimse açıkça söylemez ama aslında herkes bilmektedir: Bu dava, karanlığın ortasında tek başına bırakıldı.
Çünkü karanlık, sadece güneşin eksikliği değildir. Bazen en çok, insanların yüz çevirmesiyle çöker üzerimize. Eğer acı bitmiyorsa, eğer her şey bir türlü yoluna girmiyorsa, bu senin yanlışlarından değil, seni ortada bırakmalarındandır. Yalnız bırakılmışsındır. Susturulmuş, görünmezleştirilmişsindir.
Ama bu çağda yalnızlık da organize bir eylemdir. Birilerini görmezden gelmek artık sessizlikle değil, gürültüyle yapılır.
Kimse seni açıkça terk etmez. Herkes usulca, hiçbir şey olmamış gibi kenara çekilir ve sana yalnızca kafa sallar, ancak bu bir onay değildir, bu bir vedadır. Çoğu zaman farkında bile olmazsın.
Çünkü umut inatçıdır, direnir. Bir gün kurtarılmayı beklediğin düşüncesiyle yaşarsın ama kimsenin dönüp gelmeyeceği bir eşikten bakıyorsundur hayata. Onlar çoktan kendi payına düşeni almış, karanlığa alışmışlardır. Sen hâlâ ışıkla boğuşurken, onlar geceyi yorgan bellemiştir.
İnsanlar yalnız bırakıldığını nasıl anlar biliyor musunuz?
İşte o geceler uzadıkça... O........
© Turktime
