Tahta çivi tutmuyor
Ben kendimi ihtiyar delikanlı sayıyorum çünkü yetmiş iki yaşıma gelsem de şükür elim ayağım tutuyor, ekmeğimi almaya kendim gidebiliyorum. Kasabanın az yukarısındaki köyümde bağımda bahçemde oyalanabiliyorum. Daha ne olsun... Lakin şahit olduğum bir şeyi de gençliğimden beri okuduğum bu gazetemde sizinle paylaşmak istedim...
Aşağı yukarı kırk yıldan beri ilçemizdeki esnafı tüccarı zahirecisini vb. tanırım... O seksenli yıllarda hani terennüm eder mısralar gibi “ben ağayım ben paşayım” diyenler var ya... Hani burnundan kıl aldırmayanlar, fırtınalı bir iş hayatı yaşayıp her yerde öne çıkanlar, paraya para demeyenler, güce güç demeyenler... Herkes çevresinde böyle tipleri bilir... Ölenlere Allah rahmet eylesin... Kalanları görüyorum da çarşıyı dolaşırken inanın hepsini demeyeyim ama hepsine yakını diyeyim; kimselerin yüzüne bakmadığı, yolda gördüğünde adam yerine koymadığı, elinde avucunda kalmadığı için perişanlığı iliklerine kadar yaşayan zelil ve hakir durumdaydılar... O fırtınalı hava bir kasırga gibi geçmiş geride tarumar edilmiş yıpranmış erimiş bitmiş bir enkaz bırakmıştı âdeta...
Bir de o........
