Eksik kalan hayallerin mirası
Benim bağrımda yanan ateş, evladın gülşeni olsun,
Görmediğim her saadet, onun tek meskeni olsun.
Kendi çocukluğunda bir oyuncağa hasret kalan, bir okul gezisine gidemeyen veya hayalindeki mesleğe kavuşamayan her ebeveynin içinde bir ukde uyur. Bu ukde, kişi anne ya da baba olduğunda “Ben yaşamadım, o yaşasın” cümlesiyle yeniden uyanır. Bu niyet, saf bir fedakârlık gibi görünse de içinde ince bir tehlike barındırır.
Çocuğumuza sunduğumuz imkânlar, bazen ona giydirmeye çalıştığımız “kendi hayallerimizden biçilmiş” birer elbiseye dönüşür... Biz piyano çalmasını isteriz çünkü biz hiç nota görmemişizdir, biz doktor olmasını bekleriz çünkü biz o kapıdan dönememişizdir. Oysa her çocuk, kendi hikâyesinin başrolüdür.
Verdiğim her nimet meğer sırtımda bir ağır taşmış,
Gönlünün hırsı yüzünden sabır kâsesi hep taşmış.
Ona her istediğini sunmak, aslında onun hayallerini çalmak olabilir. Çocuğun önüne serilen engelsiz yollar, onun........
